Hoşgeldiniz Sevgili Okurlar,
01 Mart 2009 günü "Cakma Bilgisayar Doktoru" Gulnur ile birlikte Cenin'imize “Hosgeldin Bebek Partisi - Baby Shower-Bez Kesme Törenleri” yaptık. Henüz doğmadığı için ona "bebegimgeliyorbebegimgeldi.blogspot.com" adını verdik.
‘Bebeğimiz doğsun, güzel yüzünü görelim, adını sonra koyalım’ dedik.
01 Haziran 2009’da Ev Eczacısı Anne Adayı’nın doğum sancıları başladı.
Bilgisayar Doktoru Elif, 15 Haziran 2009 günü bebeğimizi normal doğumla ve evde sağlıklı bir şekilde dünyaya getirdi. Ancak çok telaşlı ve yoğun bir hamilelik dönemi geçiren Ev Eczacısı Anne’nin sütü yetmediği için, Günebakan Betül "Süt Anne" olarak aileye katıldı.
Önce Anne olduk. Baba olduk. Kardeş olduk. Abla olduk. Ağabey olduk. Büyükanne olduk. Büyükbaba olduk. Teyze olduk. Süt Anne olduk. Hala olduk. Amca olduk. Dayı olduk. Enişte olduk. Yenge olduk...
Artık biz bir Aile olduk.
Bütün aile toplandık ve hep birlikte bebeğimize bir isim bulduk:
bebegimveailem.blogspot.com
Önce bebeğimize "Ad Koyma Töreni" yaptik. Çok duygulandık...
Sırada "bebegimveailem.blogspot.com"un Kırk Çıkarma Seremonisi ve “Yeni Doğan Bebek Mevlüd’ü” vardı.
Her yeni doğan bebek gibi "bebegimveailem.blogspot.com" da cevresini henüz yeni yeni tanımaya başladı. Büyümeye ve gelişmeye çalıştı.
Daha bir güzelleşir oldu.
Biz de onu izler olduk.
Çok yakın bir zamanda bu sayfalar pembeleşecek, mavileşecek. Cicili bicili bir hal alacak. Açılamayan tüm linkler açılacak, yenileri eklenecek.
"bebegimveailem.blogspot.com"un, beklediğimizden çok fazla ziyaretçisi oldu. Her ziyaretçimiz, bize yeni hediyeler tadında öneriler getirmeye başladı.
“Bekleyin! O daha büyümekte olan bir bebek” dedikçe, hayranları ondan hızlı büyür oldu.
Süt Anne Günebakan, Ev Eczacısı Anne’ye: "Hadi daha hızlı büyütelim bu bebeği", der oldu!
Sakin olun…
Güzel sürprizlerle Eylül 2009 'da her şey yerli yerine oturacak...Her şey bambaşka olacak… bebegimveailem.com olarak sizlerle birlikte yurumeye baslayacagiz.
“bebegimveailem.com”un "İlk Adım Seremonisi"ni yapacağız sizlerle birlikte...
Bekleyin…
Ama bebegimveailem.com'u beklerken, bebegimveailem.blogspot.com da bizi ziyaretlerinizden mahrum etmeyin.
En güzel hediyeniz olan altın değerindeki yorumlarınızı bekliyor Olacağız...
Bu arada “bebegimveailem.blogspot.com” adındaki bebeğimize, ilk altınını, "Öneri Annesi" Kunegond Guncesi Sibel taktı ve çok da uğurlu geldi.
Tüm önerilerinizi Yorumlar bölümüne veya bebegimveailem.gmail.com adresine yollayabilirsiniz.
Acıların paylaştıkça azaldığını ve mutlulukların paylaştıkça artttığını daima hatırlayın lütfen.
Sağlık ve Mutlulukla
Sevgiler...
"Bebeğim ve Ailem" AİLESİ
Aramiza HOSGELDINIZ...
Sevgili "Bebegim ve Ailem" Okurlari,
.
''Bebegim Geliyor, Bebegim Geldi'' Projesinde; Sizlerle bir ''HIKAYE''de bulusacagiz...
Hamile Hanim, CENIN, Baba Adayi ve Aile arasinda gecen hikayede; Hamilelik Donemi, Cenin Gelisimi, Dogum, Logusalik Donemi, Anne-Baba-Bebek ve Aile Iletisimi ve Gelisimini, Turk Gelenek ve Goreneklerimizin Bugunlere Uyarlanmasini Eglenerek Okuyacaksiniz.
.Bebek Gelisimi ve Sagligi, Doktorlar, Eczacilar, Avukatlar, Aile Aktiviteleri, Unlu Hamile ve Unlu Bebekler, Merak Ettikleriniz, Yeni Fikirler ve Yeni Oneriler, Acili Aileler, Destekler, Sosyal Yardim Projeleri, Guncel Konular Hakkinda Herseyi bebegimgeliyorbebegimgeldi.blogspot.com da okuyacak ve paylasacaksiniz.
.
01 Mart 2009
.
Hilal Rencber Kendirli 15.03.1970 Adapazarı doğumlu ve İ.Ü.Eczacılık Fak. mezunudur.
1996 yılında Ümit Kendirli ile evlenmiş, eşinin yurt disindaki iş projesi nedeniyle kendisine ait olan ''Hilal Eczanesi''ni devretmiştir.Şu anda kızlarının deyimiyle ''Ev Eczacılığı'' yapmaktadır.
.

İlk kızı AYŞE LAL'e (11.12.01 doğ.) hamile olduğu dönemde Dr.Özay Oral ile, ikinci kızı AYÇA'ya (03.03.05 doğ.) hamile olduğu dönem Dr.Umur Çolgar ile paylaştığı bilgi ve birikimleri, katıldığı seminer ve okuduğu kitapların kendisine kattığı hayat görüşünü, sosyal yardim projelerinde yaptigi calismalari, doğduğu yöreye ait, hamilelik ve bebek ile ilgili unutulmuş gelenek ve görenekleri tiyatral ve eğlenceli bir şekilde ''Bebeğim Geliyor & Bebeğim Geldi'' ( BG & BG ) Projesi altında toplamıştır.
T.V. Programı, Belgesel, Dergi veya Gazetede köşe yazıları olabilecek ''BG & BG'' Projesini Hilal Rençber Kendirli, Türkiye'de bir ilk olan Cift Kapakli Dergi Konseptini hazırlayarak ulkemizin bazi buyuk ve oncu gruplari ile yaptığı toplantılarda sunmuştur. Bu gruplar tarafından çok beğenilen ''BG & BG'' çift kapaklı dergi projesi, butce durumlari sonucunda tekrar gündeme getirilmek üzere ertelenmiştir.


Çift kapaklı dergi projesini bir baska gruba uyarlamaya karar veren Hilal Rençber Kendirli bu projesi icin konusunda onde gelen reklamci bir firma ile çalışmıştır. Çift kapaklı derginin ön kapağına ''SUT'' ismini koymuş, bu bölümde; SÜT anne ve bebeği ilgilendiren bir besin maddesi olduğundan ''BG & BG projesinin içeriğini buraya aktarmıştır.
.
Derginin arka yüzünün adına ''AŞ'' koymuş, bu bölüme sadece süt ve süt ürünlerinden yapılan yemek ve tatlı tarifleri koymuştur.


Kasım 2007 yılında, firma yetkilileri ile yaptığı görüşmelerde projesi çok beğenilmiş, bunun yanısıra Hilal Rençber Kendirli, firmaya buzdolaplarında kullanılbilecek farklı magnet önerileri sunmuştur. Yine maalesef firmanin reklam bütçeleri ve bazı prosedürleri nedeni ile projesi tekrar görüşülmek üzere ileri bir tarihe ertelenmiştir.
Hilal Rençber Kendirli ''BG & BG'' çift kapaklı dergi projesinin maliyet gerektirdiğine karar verdikten sonra, taslak icerigine Bebegim Gelisiyor & Bebegim Gokte! ilaveleri de yaparak, Mart 2006 yilinda basladigi projesini Mart 2009 yilinda ''bebegimgeliyorbebegimgeldi'' blogger sitesinden siz değerli okurları ile paylaşmaya karar vermiştir.
BG & BG & BG & BG!
Bebeğim Geliyor & Bebeğim Geldi & Bebeğim Gelişiyor & Bebeğim Gökte!
Projesini beğeneceğinizi umuyoruz.
NOT: BG & BG Projesinde oluşturulan karakterlerin Hilal Rençber Kendirli 'nin ailesiyle hiç bir ilgisi yoktur. Adapazarı'nda büyüdüğü dönem, kendi annesinin, cevresindeki modern goruste olmayan insanları hayatlarından uzak tutması, gereksiz bularak eski adetleri uygulamaması Hilal Rençber Kendirli' nin merakını daha da arttırmış, araştırmasına sebep olmuştur. Evlendikten sonra yeni bulustugu esinin ailesinin de bu geleneksel eski adetlere fazla bağlı olmaması üzerine Hilal Rençber Kendirli, günümüzde unutulmaya yüz tutmuş adetlerimizi kaleme alarak tekrar gündeme getirmiştir.
BG & BG Projesi ile eğleneceğinizi umuyoruz...
Sağlıkla ve sevgiyle kalın...
**UYARI: BG & BG & BG & BG ! Projesi, "Bebegim ve Ailem" Site icerigindeki bilgiler ve fotograflar izinsiz ve kaynak gosterilmeden kullanilamaz.
.
Tebrikler… HAMİLESİNİZ…
Elinizde tuttuğunuz GEBELİK TESTİ (+) Pozitif çıkmış.
Ne mutlu size! Beklediğiniz bebeğiniz nihayet geliyor.
Önce bebeğinizin babasıyla ortak mutluluğunuzu paylaşıyor, sonra da doktorunuzdan hemen bir randevu alıyorsunuz .
Annenizi, kardeşinizi, kayınvalide veya arkadaşlarınızı aramamakla iyi ediyorsunuz! Doktorunuzdan kesin sonucu aldıktan sonra, sevdiklerinize haber vermek en iyisi. Ancak doktor randevu saatine kadar sabredemeyeceksiniz.
Çok heyecanlısınız. Paylaşmak, paylaşmak, paylaşmak istiyorsunuz. Haklısınız…
MUTLULUKLAR PAYLAŞTIKÇA ARTAR, ACILAR PAYLAŞTIKÇA AZALIR.
Beklerken ,biraz oyalanmaya ne dersiniz?
Elinize bir kağıt, kalem ve fotoğraf makinenizi alıp bir masanın başına geçin. Bugünün tarihini atıp ,saat kaçta hamile olduğunuzu öğrendiğinizi yazmakla işe başlayabilirsiniz.
O anda neler hissettiniz, ilk duygularınız ve düşünceleriniz nelerdi?
Bu arada dışarıda hava nasıldı? Hatta dışarıdaki manzaranın fotoğrafını çekebilirsiniz.

Şu anda hangi adrestesiniz? Semtinizin, apartmanınızın adı, daire numaranız, arabaniz var mi?
gibi belli başlı notları aldıktan sonra, biraz olsun heyecanınızın yatıştığını düşünüyorum.
Şimdi, eğer evde varsa o günün gazetesini saklayabilir veya o günün Dolar-Euro kurunun olduğu sayfayı kesip saklayabilirsiniz.
Pekala…sesinizi duyar gibi oluyorum! Bu notları neden şimdi aldığınızı öğrenmek istiyorsunuz.
Birinci neden; ilk heyecanınızı yatıştırabilmeniz için.
İkinci neden; içinizde oluşmaya başlayacak muhtemel ceninin, önce bebek sonra yetişkin olduktan sonra ki sorularına verebileceğiniz net cevap ve belgelerin olabilmesi için

Anne, bana hamile olduğunuzu öğrendiğiniz zaman, ilk ne düşündünüz,
neler hissettiniz?
O an hava nasıldı? Kar mı yağıyordu, yağmur mu?
Nerede oturuyordunuz? Arabanız var mıydı?
O tarihte ekmek kaç para idi?Ülkeyi kim yönetiyordu?
Hangi şarkılar ve şarkıcılar moda idi?
O döneme ait fotoğrafları görebilir miyim?...
Şu an ki heyecanınızda bunlar gereksiz detaylar gibi görünse de, ileride hepiniz için hoş anılar olacaktır.
Artık Doktor randevunuz için hazırsınız. Eşinizle birlikte doktorunuzun muayenehanesinin kapısını çalıyorsunuz…
Ve…Mutlu an! Doktorunuz, ultrasondaki görüntünüzde, karnınızda bir kese, kesenin içinde de minik bir şey olduğunu gördü. İşte siz de gördünüz:Nokta gibi, pirinç büyüklüğünde bir şey.
Doktorunuz son adet tarihiniz ve ultrasondaki görüntünüzden;
Embriyonun (dölüt) 5 haftalık olduğunu ve boyunun 1-2 mm. olduğunu söyledi.
Doktorunuz eğer görüntüden emin olamasaydı kan tahlilinizde hcg değerlerine bakacağını ama bu durumda gerekmediğini söylüyor.
Bu arada 7. haftada Toksoplazma ve birkaç test daha yaptırmanızı söyleyerek, istek formunu doldurdu…
Siz doktorunuzu duymuyorsunuz bile! İnanılmaz heyecanlandınız. Eşinizin elini tutuyor ve gözlerinizle ona bir şeyler anlatmaya çalışıyorsunuz:''BİR BEBEĞİMİZ OLACAK''
Tekrar Tebrikler… HAMİLESİNİZ , en yeni ve en mutlu ANNE ADAYISINIZ. Sevdiğiniz adamdan bir BEBEĞİNİZ OLACAK.
Öncelikle bebeğinizi doğurmaya karar verdiğiniz için sizi kutluyoruz. Sizin ve bebeğiniz için her şeyin en hayırlısı ve en iyisi olur inşallah.
Kim bilir şu an ne kadar heyecanlı ve mutlusunuz. Ve bu mutluluğu sevdiklerinizle paylaşmak için can atıyorsunuz. Öncelikle doktordan çıkmak ve herkesi aramak istiyorsunuz.
Bir dakika! Doktorunuzdan bebeğinizin bilgisayardaki ''pirince benzer görüntüsünü'' printerdan çıkarıp size vermesini söylediniz mi?
O fotoğraf bebeğinize hazırlayacağınız albümün ilk ve en önemli parçası olacak.
Kim bilir bebeğinize bu haliyle ne isimler takacaksınız ;
'PİRİNÇ YAVRUM' , 'NOKTA EVLADIM' , 'MERCİMEK GÜZELİ'…
Bu arada her şeyi not ettiniz mi?
Son adet gününüz, bebeğinizin tahmini doğum tarihi, hamileliğiniz boyunca nasıl besleneceksiniz, hangi tahlil ve testleri yaptıracaksınız, bebeğinizin ilk kalp atışını ne zaman duyacaksınız?
Doktorunuzla bir sonraki randevunuz ne zaman? Doktorunuzun kartvizitini almayı unutmayın!
Evet…Artık hazırsınız…Ama neye ?... Şimdilik doktorla vedalaşmaya ve yeni hayatınızın başlangıcına…
Pekala…Ben ''BG & BG'' (Bebeğim Geliyor & Bebeğim Geldi ) projesinde sizinle neler paylaşacağım ?
Sanmayın hangi ay hangi testleri yaptıracağınızı söyleyeceğim, nasıl besleneceğinizi anlatacağım.
Öncelikle bunlar doktorunuz ve sizin birlikte karar vereceğiniz çok önemli konular. Eczacı olmama rağmen ben size sağlığınızla ilgili önerilerde bulunmayacağım. Doktorlar, Eczacıların doktor gibi davranıp hastalara teşhiste bulunup, reçetesiz ilaç tavsiyelerinden hep rahatsızlık duymuşlardır. Haklılar…
Ancak bu arada, halkımız basit olduğunu düşündükleri rahatsızlıklarda doktora gitmiyorlar. Bir Eczaneye uğrayıp, ayaküstü genel durumundan bahsetmeyi ve Eczacının önerdiği ilacı alıp, evlerine gitmeyi tercih ediyorlar.
Oysa şu anda ortada bir HAMİLELİK durumu var. Sağlığınız ne durumda? Kilonuz nedir? Cenininiz kaç haftalık? Vitamine veya destek ürüne ihtiyacınız var mı? Bunların hepsini doktorunuz sizi muayene ettikten, ve tahlil yaptırdıktan sonra söyleyecek, ben değil!
Pekala…Ben doktorculuk yapamayacaksam, ne yapacağım bu BG & BG projesinde?
Sürprizlerime geçmeden önce, en azından birkaç ufak öneride bulunayım:
( Haddime düşmediğini biliyorum ama, kendimi tutamıyorum işte...)
1.) Hamilelik planı ile birlikte her türlü ilaç kullanımına da son verdiğinizden emin olunuz.
2.) Bu dönemde, x-ışınları ve magnetik alanlardan (Hastanelerde MR bölümleri, Havaalanları, Banka, Alışveriş merkezleri girişleri) uzak durunuz.
3.) Sıcak saunalara girmeyiniz.
4.) Eminim, bebek sahibi olmaya karar verdiğiniz andan itibaren sağlıklı beslenmeye de başlamışsınızdır.

5.) En azından sigara ve alkole ara vermiş, çay ve kahve gibi kafeinli ürünleri azaltmışsınızdır.Daima hatirlayin: Siz alkol aldiginizda, bebeginiz de sizinle birlikte iciyor. Buna bagli olarak gelisimin tamamlayamiyor veya eksik tamamladigindan, sagligi riskli doguyor.
Anadolu Ajans'in 21 Mayis 2009 haberlerinde; "Rusya'da saf alkol içen bir anne 5 aylık bebeğini emzirince, bebeğin ölümüne yol açtı. Ria Novosti ajansındaki haberde, Sretensk'te yaşayan 28 yaşındaki annenin 3 Nisan gecesi yarım litre saf alkol içtikten sonra bebeğini 3 kez emzirdiği ve bebeğin alkolden zehirlenerek öldüğü belirtildi. İhtiyatsızlıkla bebeğinin ölümüne sebebiyet veren annenin bir yıl hapis cezasına çarptırıldığı belirtilen haberde, mahkemenin ayrıca annenin alkol bağımlılığından kurtulması için kürlere katılmasına karar verdiği de ifade edildi." yer aliyordu...
Gelelim hamileliğinize…

1.) Öncelikle düzenli ve yeterli bir şekilde süt içip, yoğurt ve peynir yiyerek KALSİYUM dengenizi korumakla işe başlayabilirsiniz.
Halk arasında konuşmalar duyarsınız; ''Hamileliğimde, dişlerim çürüdü, döküldü, kemiklerim ağrıyor!''.
Bu duruma neden ; Kalsiyum eksikliğidir.
2.) Kalsiyum eksikliğine başka bir önlem de; D VİTAMİNİ takviyesidir. D vitamini en kolay güneş ışınlarından sağlanır. Hamileliğiniz süresince, uygun mevsimlerde güneş ışınlarından yaralanmalısınız.
3.) Konuşmalar devam eder; ''Hamileliğimde saçlarım döküldü, tırnaklarım kırıldı, hiç uzamıyor!''
Vücutta saç ve tırnağın oluşumunu sağlayan madde ‘Keratin’dir. Keratini oluşturan madde ise ‘PROTEİN’dir.
Ve Protein de kırmızı et, süt, yumurta, kuru baklagillerde (fasulye, nohut,mercimek.,bakla) bulunur.
Kısaca hamilelik boyunca proteini de düzenli almak gerekiyor. Ancak yediğiniz et çok iyi pişmeli, toksoplazma (çiğ etten geçen parazit hastalığı ) riskine karşı çiğ etten uzak durulmalıdır. (Pastırma, sucuk, sosis, salam, jambon, suşi v.b.)
4.) Bu arada her gün taze meyve ve sebze yemek çok önemlidir. Her sabah taze sıkılmış portakal suyu (C vitamini ) veya havuç suyu (C vitamini + Folik asit) içerek hastalıklara karşı korunabilirsiniz.
5.) Nar veya üzüm suyu içerek kansızlığa karşı önlem alırsınız. Veya doktor kontrollü DEMİR (Ferrum) kullanıyorsunuzdur. Doktorunuzu dinleyip Demir aldıktan sonra en az bir saat Kalsiyum almayın. Kalsiyum Demiri öldürür.
Kısaca ıspanakla birlikte yoğurt yenmez, pekmezle birlikte süt içilmez.
6.) Gelelim B12 vitaminine; kırmızı et, süt, peynir, yumurta sarısı ve balıkta bulunur. Eksikliğinde sinir sisteminde olumsuzluklar oluşacağından,düzenli almak gerekir.
7.) Son olarak sizin ve bebeğinizin sağlıklı gözleriniz için A vitamini içeren besinler almayı unutmayın. Balık, süt, yumurta sarısı, kayısı, havuç, domates, ıspanak, brokoli, lahana, şeftali ve portakalda bulunur.
8.) Bu arada her gün taze pişmiş veya haşlanmış sebze yemeklerini de öğle ve akşam öğünlerinde yiyerek, fazla tuz kullanmamaya dikkat edin. Tuzun fazlası vücutta ödem yani şişkinlik yapar.
9.) Ve…temiz hava ve bol OKSİJEN için ormana, çamlık alanlara, kırsal bölgelere, İYOT için ise deniz kenarlarına yürüyüş yapın.Ancak…Yine de BG & BG projesinin konusu bu değil. Sizin doğru ve dengeli beslenmenizi doktorlara bırakıp, ben işin eğlenceli kısmında sizlerle birlikte olacağım.
Ben; Eğer siz de isterseniz, hamileliğinizi daha eğlenceli ve keyifli bir hale getirmeye yardımcı olmak istiyorum:
Doğum öncesi bebeğinize İSİM seçmenize,
Bebeğinizin Odasının Konseptine ( Tema ve Tarz oluşturma ),
''Doğum Öncesi Hoş geldin Bebek Partisi'' (Baby Shower) Düzenlemenize,
Doğumda Hastane Odanızı Süslemenize,
Bebeğinize Ad Koyma Töreni,
Bebeğinizin İlk Tırnak Kesme Seremonisi,
Bebeğinizin Göbek Bağı Ne Yapılacak Seramonisi,
Bebek Mevlidi Hazırlamanıza,
Bebeğinizin 40 çıkarma Seremonisi,
Bebeğinizin Diş buğdayı Töreni,
Bebeğinizi İlk Adım Töreni ve
Bebeğinizin 1 yaş doğumgünü partisine kadar yanınızda olmak istiyorum.
"Heyecanınızı yaşamak, mutluluğunuzu arttırmak, zevkinizi ortaya çıkarmak ve hazırlık aşamasında telaşınızı azaltmak istiyorum. Beni, bu yolculukta yanınızda yol arkadaşı olarak kabul edeceğinizi umuyorum."
Evet…Doktordan çıktınız…Elinizde bebek olma yolunda ilerleyen cenininizin ilk fotoğrafı ve bir yığın not alınmış kağıt parçaları var. Yanınızda bebeğinizin babası, heyecanlı, mutlu ve gururlu bir şekilde ilerliyorsunuz.Sevdiklerinizi aramak ve bu mutluluğunuzu paylaşmak istiyorsunuz.
Yine haklısınız…
Bu arada doktorunuz da, bebeğinizin kalp atışını duyana kadar müjdeyi vermeniz taraftarı değil.
Dış gebelik ,düşük ve diğer risklere karşı oldukça temkinli.
Siz dayanamıyor,en azından anneniz, kardeşiniz, kayınvalidenizle bu mutlu olayı paylaşmak istiyorsunuz.
Ve... ilk telefonlarınızı açmak üzere girişimde bulunuyorsunuz. Siz annenizi, eşiniz annesini arıyorsunuz. İşte…Sevinç çığlıkları ve mutluluk gözyaşları, karşılıklı ağlaşmalar…
Anneniz ve kayınvalideniz toparlanır, toparlanmaz hemen uyarmaya başlıyorlar ;
''Aman kızım, Aman oğlum, lütfen hiç kimseye söylemeyin! Nazar değer sonra''.
Siz de hemen karşı atağa geçiyorsunuz ;
''Aman anne…Sanki ilk hamile kalan benmişim gibi! Kimin ne nazarı değsin'' sözlerini duyar gibi oluyorum.
Ancak anneler kararlı ve ısrarlı… ''En azından 3 ay dayanın. Lütfen, hatırımız için gizleyin''.
Sizce NAZAR nedir? Bir düşünün lütfen!
Bazı insanlarla görüştüğünüz zaman, moraliniz bozulur, suratınız asılır, başınız ağrır, belli bir eşyanız çatlar, kırılır, dökülür zarar görür ise; Aile büyüklerinden biri ''Nazar değdi sana!'' veya ''Nazara geldin! '' derler size.
Evinizde güzel bir çiçeğe bebeğiniz gibi bakar, zevkle büyümesini izlersiniz. Tesadüfen bir gün biri gelir ve çiçeğinizi çok beğendiğini söyler, hemen ardından,bir bakarsınız çiçeğiniz solmuş.
Halk arasında adı NAZAR olan bu tehlikeli ruhsal enerji ruhumuzdaki psikokinezik güçtür.
Bu parapsikolojik özellikler bütün insanlar için geçerlidir.
Bu güce ve enerjiye sahip olan insanlar, bakışlarıyla metal kaşıkları bükebiliyorlar veya bazı eşyaları yerlerinden oynatabiliyorlar.
California Üniversitesinden, beyin üzerinde çalışan Prof. Robert E. Ornstein ‘Yeni Bir Psikoloji’ isimli kitabından, Menninger Vakfının desteğiyle yapılan bir çalışmada, bir Yogi (Yoga Ustası), aynı elinin iki farklı noktasındaki ısı farkını Ruhsal Gücü ile 11’C kadar çıkartabilmiştir. 
Tibet’te bazı insanlar ise, vücut ısılarını buzları eritebilecek kadar yükseltebiliyorlar.
Yine Türkiye’de bir çok kişi İsviçre’den gelen bir grubun şovunu izledi; Uzun bir inşaat demirinin iki ucuna gırtlaklarını dayandırıyorlar ve demiri eğiriyorlardı.
Örnekler oldukça fazla. Ancak konuyu uzatmamak adına;
Bilimsel olarak enerjilerin insan, hayvan, bitki ve madde üzerinde etkileri kanıtlanmıştır.
Hepimizin aslında sahip olduğu bu parapsikolojik özellikler ruhumuzun derinliklerinde yatmaktadır.
Sadece, bazıları sahip olamadıklarının acısı ve hırsıyla ruhundaki bu enerjiyi kötüye çevirirler.
Ve…Siz…Hamile Hanım, ruhunuzdaki bu enerji ve gücü hedefinizle özdeşleştirin ve istediklerinizi elde edin.
HAMİLELİK DÖNEMİ HEDEFİNİZ ;
Sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir HAMİLELİK, Sağlıklı ve huzurlu bir DOĞUM, Sağlıklı ve mutlu bir BEBEK (veya bebekler) olsun. Önce ALLAH’a, sonra KENDİNİZE ve en çok da BEBEĞİNİZE (veya bebeklerinize) inanın...
Hayatta İNANCINIZ, AMACINIZ ve UMUDUNUZ hep olsun. Bunu en iyi şekilde başaracaksınız ve üzerinize gelebilecek her türlü nazardan korunacaksınız, Allah’ın da izniyle.
Ancak yine de kafanız karıştı ve artık siz de hiç kimseyi arayıp, müjde vermek istemiyorsunuz. 
Hevesiniz, sevinciniz kursağınızda kaldı. Eğer kendinizi sağlıklı ve dinç hissediyorsanız; en yakın seraya giderek, bebeğiniz için, evinize veya balkonunuza çiçek ektirebilir varsa bahçenize veya apartmanınızın bahçesine ağaç diktirebilirsiniz. Bebeğinizle birlikte büyür ve siz de keyifle izlersiniz.
Böyle bir imkanınız yoksa doğru evinize gidip, ÇEKÜL veya TEMA Vakfını arayabilir ve bebeğiniz adına ağaç diktirebilirsiniz.Belgesini alıp albümünde hatıra olarak saklayabilirsiniz.
Evet…Eve geldiniz. Elinizde, evde aldığınız not kağıdı (ilk anlar), bebeğinizin fotoğrafı, doktorda aldığınız ufak notlar, doktor kartviziti var. Bunlar bebeğinizin albümüne konulacak özel notlar. Ve sizin bebeğiniz de özel bir bebek…
Şimdi, ikinci hedefiniz bebeğinizin kalp atışlarını duymak, ve ilk 3 ayınızı olabildiğince rahat geçirebilmek.
Aşermelerin neden olduğu mide bulantıları o dönem kabusunuz gibi görünse de, bunu hayatınızın fırsatı olarak değerlendirebilirsiniz. Midenizin bulandığı o anlarda, eğer çalışıyor ve işyerinizde iseniz; size hiç göremeyeceğiniz kadar tolerans ve hoşgörü göstereceklerdir.
Eğer çalışmıyor ve evde iseniz; muhtemelen anneniz, ablanız, kardeşiniz, yakın bir akrabanız veya evinizdeki yardımcınız size yardım için hazır bulunacaklar ve nazlanmanıza izin vereceklerdir. Böylece siz yattığınız yerden sadece ne yemek istediğinizi söyleyecek, bol bol dinleneceksiniz.
Bu arada hamileliğiniz boyunca bulabildiğiniz her fırsatta DİNLENİN…DİNLENİN…DİNLENİN…
Çünkü, bebeğinizi kucağınıza aldığınız, o ilk büyülü andan itibaren uzun bir süre dinlenemeyeceksiniz.
Aileniz sizi motive edecek; ''Dayan kızım, ilk bir hafta geçsin rahatlayacaksın''…
Aradan bir hafta geçecek, değişen hiçbir şey yok!
Aileniz yine devreye girecek; ''Bak kızım, birkaç gün içinde göbek bağı düşecek, işte o zaman bebek de, sen de rahatlayacaksınız.''
Bu arada, bebeğinizin göbek bağı düşecek, bebek rahatlayacak siz yine dinlenemeyeceksiniz!
Aileniz yine yanınızda; ''Az kaldı kızım, bebeğin 40'ı çıksın, bak adı üstünde 40 gün derler ya, tamamen rahatlayacaksın''…
Eveeet, HAMİLE HANIM, doğumdan sonra belki uykusuz geceler başlayacak ama dünyanın en güzel duygularını yaşayacaksınız. Öyle bir sevgi ki size dinamizm ve dayanma gücü verecek. Bebeğiniz uyuduğu anda onu özlediğinizi fark edeceksiniz.
Kısaca Hamile Hanım, Hamilelik döneminizi olabildiğince sağlıklı, huzurlu ve mutlu geçirmeye çalışmanız sizin enerji depolamanızı sağlayacaktır. Depoladığınız bu enerji de doğumdan sonra size ve bebeğinize çok faydalı olacaktır.
EMBRİYO 8 HAFTALIK
Merhaba Hamile Hanım, ''Merhaba'' nın anlamını düşündünüz mü hiç?
Merhaba, Farsça kökenli olup anlamı; ''Benden size zarar gelmez.'' imiş. Ne hos değil mi?
Evet…Embriyonuz 8 haftalık yani iki aylık oldu ve siz doktor randevunuza gittiniz. Doktorunuz önce 7. hafta yaptırdığınız Kan ve İdrar tahlil sonuçlarınızı göstermek ve üzerinde konuşmak istedi.
Yaptırdığınız İdrar Tahlil sonuçlarınız iyi, Kan Tahlil sonuçlarınızda ise, aşağıdaki iyi değerler çıkmış:
TOKSOPLAZMA.... IgM.... Negatif.......... ( <0.8> )
RUBELLA................ IgM.... Negatif.......... ( <0.8> )
HBs Ag................................ .Normal Değer Aralığı.... ( <2> )
VDRL................................... Negatif
Gözünüz Aydın…Toksoplazma negatif çıktığından, hayvan tüyleri ve çiğ ete hassasiyetiniz olmadığı saptandı.
Ancak buna rağmen doktorunuz hamileliğiniz süresince, çiğ et yememenizi, hayvanlarla temasınızda dikkatli olmanızı tavsiye etti.
Evinizde varsa kedi, köpek vb. evcil hayvanlarınızın tuvalet temizliklerini eldiven ile yaptırmanızı, Sokak hayvanlarından uzak durmanızı, Kuş Gribi riskine karşı ev ve araba camlarınızdaki kuş pisliğini eldivensiz temizlememenizi tavsiye etti.
Şimdi de doktor koltuğuna uzanma ve Ultrasonda embriyonuzla buluşma vakti geldi…
İlk önce doktor embriyonuzun boyuna bakmak istedi.
Genellikle;
5. ve 6. haftalarda embriyo boyunun 4 – 6 mm. olduğunu,
7. haftada ise 30 mm. (3 cm.) olduğunu,
8. haftada ise 35mm.( 3.5 cm ) civarında olduğunu öğreniyorsunuz.
Gözünüz aydın! Embriyonuz pirinçlikten üzümlüğe terfi etti bile.
Bundan sonra kısa bir dönem ''ÜZÜM YAVRUM'' diye seveceksiniz herhalde.
Çünkü hızla gelişecek ve büyüyecek. Doktorunuz, 9. haftadan itibaren (üçüncü gebelik ayı başlangıcı) Embriyonuzun artık Cenin olacağını hatırlattı.
Şimdi de, Doktorunuzun yüzünde kocaman bir gülümseme gördünüz. Doktorunuz cenininizin artık bir insan olmaya başladığını ve kalp atışını gördüğünü söylüyor.Bir cihaz yardımı ile size de dinletmek üzere harekete geçiyor.
EMBRİYONUN KALBİ ATIYOR …
İşte o müthiş an!
Bebeğinizin ilk kalp atışlarını duydunuz.
BEETHOVEN, MOZART, VIVALDI, BACH nedir ki!!!
Dünyanın en ritmik, en güzel kalp atış senfonisi şu anda kulaklarınızda…
Ne mucize ama…Allah’ın büyüklüğüne bir kez daha inanarak; ''Sükürler olsun'' demekten başka bir şey düşünemiyorsunuz.
İçinizde bir canlı büyüyor ve siz onun için en doğru olanı yapmayı istiyorsunuz.
Ancaaaak…O da ne? Kafanızda bir anda sorunlu hayaller oluşmaya başladı bile…
Bir sonraki bolumde sorunlarinizi ogrenelim!
Kafanızda bir anda sorunlu hayaller oluşmaya başladı bile…
HAMİLE HANIM’IN ENDİŞE VE KAYGILARI BAŞLADI…
Beyniniz ENDİŞE ve KAYGI üretiyor. Beraberinde ''EĞER'' ve ''YA OLMAZSA'' geldi.
Halbuki endişe ve kaygı çıkmaz sokaktır, beraberinde ''KORKU'' ve ''PANİK'' gelir.
Dolayısıyla evrene gönderdiğiniz negatif enerji ile ''Korktuğunuz başınıza gelir.''
Hatırlayın lütfen: Anneniz siz büyürken en sık ne söylerdi: ''Gördün mü bak korktuğum başıma geldi!''
Ama siz sürekli üretiyorsunuz; ''Ya bebeğime bir şey olursa, ne yaparım?''
''Eğer bebeğimi kaybedersem, yaşayamam!''
Hemen karşı atağa geçin ve her endişeli, olumsuz düşüncenize verebileceğiniz
OLUMLU DÜŞÜNCELER VE İYİ FİKİRLER ÜRETİN…
Hamilelik döneminizde ve hatta tüm hayatınızda;
''Herseyin hayirlisi olsun'' ve ''Her sey iyi olacak'' ile başlayan bir fikriniz olsun.
''Allah'ın izniyle her şey yolunda gidecek ve bu bebek sağlıklı bir şekilde doğacak.''
Hatırlayın lütfen! Bazı kelimeler tılsımlıdır, günlük hayatınızda mümkün oldukça sık telaffuz edin.
Hem kendinize hem de hayata karşı inancınız artacaktır.
Ancak, bu arada, hiç beklemediği bir anda hamile olduğunu öğrenen ve bebeğinin kalp atışını duymasıyla olayın ciddiyetine varan anneler de vardır. Onların endişe ve kaygıları ise farklıdır. Şaşkın anne adayları, hazırlıksız yakalandıkları bu yeni durumda, bebeklerini doğurmaya karar vermişlerdir. Ancak kendilerini bekleyen sıkıntıları nasıl atlatacaklarını bilememektedirler.
Ve ''Seri Endişe Üretimi''ne geçerler;
HAMİLE HANIM ‘EĞER’ BİRİKİMİ YAPIYOR…
''Eğer işimde yerime geçici birini bulamazsam, veya bu bebek yüzünden işimi kaybedersem, kirayı ödeyemem!''
( İşverenler bu kadar acımasız olamazlar, onların da anneleri, eşleri abla veya kardeşleri hamile oldular bir dönem. Hem bebekler kısmetleriyle gelirler, bir kapı kapanır diğeri açılır.)
''Eğer bebeğime bakacak iyi birini bulamazsam, veya bakıcı parasını ödeyemezsem ne olur?''
(Elbette aileden biri, iyi bir bakıcı bulana kadar sizi yalnız bırakmayacaktır. Hatırlayın lütfen, büyükleriniz ne derdi: Kul sıkışmadıkça, Hızır imdada yetişmezmiş.)
''Eğer hamileliğimde çok şişman ve çirkin olursam, ya eşim benden uzaklaşırsa!''
( Doğadaki bütün hamileler çok güzeldir. Onlar en yeni ve en güzel anne adaylarıdır ve kocalarının doğacak çocuklarının anneleridir. )
Sevgili Hamile Hanım, siz endişeli ve kaygılı bir hamile olmak yerine, huzurlu, mutlu ve umutlu bir anne adayı olmalısınız. İster sağlığınız iyi olsun veya olmasın, ister paranız olsun veya olmasın, ister zamanlama yanlış olsun veya olmasın, neticede bir bebek bekliyorsunuz.
Ve…Hamilelik Döneminizde sizin inancınız şu olmalı;
''Bebeğimiz, tüm yaşamımızı olumlu değiştirecek, bize ve ailemize uğurlu gelecek, evimize şans ve bereket getirecektir.''
İşte buna gerçekten inanın ve evrene iyi enerji yollayın.
Ancak…yine bir sorun var gibi!…
Şimdi de endişeli ve kaygılı hamilelerin hemen arkasında, Söylemeye utanan ancak hafif bir PİŞMANLIK yaşayan anne adaylarını görüyorum.
Sorunlu Hayaller Sinemasında bu defa ‘KEŞKE’ başrolde oynuyor.
SORUNLU HAMİLE HANIMLAR VE ‘KEŞKE’LERİ…
Kafanızdaki her ''KEŞKE'' için verebileceğiniz ''İYİ Kİ'' ile başlayan cevabınız olsun lütfen…
Sözlüğünüzden keşke’leri çıkarın, iyi ki’leri ekleyin.
''Keşke, daha erken evlenip, daha erken hamile kalabilseydim! Genç ve sabırlı bir anne olabilirdim.''
(Doğada her olay, doğru zamanda gerçekleştiğinde güzeldir. Doğada bir denge vardır ve doğruları kesindir. Ancak, günümüz şartlarında, her ailenin ve her bireyin doğru zamanlaması değişkendir. Doğru baba adayınızı bulabildikten sonra, anne olma yaşının fazla önemi olmamalı.)
''İyi ki şu anda anne oluyorum. Olgun ve bilinçli bir anne olarak, birikimlerimi çocuğuma daha güzel aktarabilirim.'' demelisiniz.
''Keşke, şu anda hamile kalmasaydım!''
(İyi ki, şu anda hamile kalmışım, doğru zaman bu zamanmış.)
''Keşke, şu projeden sonra, hamile kalsaydım!''
(İyi ki, hamileliğim için bu projeyi beklememişim. Proje bekleyebilir, bebek bekleyemez.)
''Keşke, şu kira derdi bitip, kendi evimize geçebildiğimizde hamile kalsaydım!''
(İyi ki, şimdi hamile kalmışım, bu bebek bize en güzel evi aldıracak.)
''Keşke, hamile kalmadan önce, evimin tadilatını yaptırıp, eşyalarımı yenileyebilseydim.''
(İyi ki, bebekten önce, tadilat yaptırıp eşyalarımı yenilememişim. Nasıl olsa bebekle birlikte her yer süt, mama olacak, ev batacak, çıkacak, kırılıp dökülecek.)
''Keşke, ben de maddi olarak üst sevideki insanlar kadar paralı olsaydım da, özel bir hastanede bebeğimi doğurabilseydim.''
( İyi ki kendimi üst seviyedeki insanlarla mukayese edip üzülmüyorum, tam aksine, alt seviyedeki insanlar gibi parasız ve muhtaç olmadığıma şükrediyorum. Sahip olduğum değerlerin kıymetini biliyor, elimdekilerle mutlu olmaya çalışıyorum. Her şeyin hayırlısını, Allah’ın bize verdiğine ve daha iyilerini vereceğine inanıyorum.)
''Keşke, piyangodan para çıksa da, eşim bu ekonomik krizde neden hamile kaldım diye kızmasa!''
(İyi ki, kısa yoldan zengin olma hevesim yok. Maddi ve manevi değerlerin kıymetini biliyorum. Eşim, şu anda bu bebeği istemiyor olabilir ama her bebek kısmeti ile gelir. Bu bebek bize şans, uğur ve bereket getirecek. Anlıyorum, eşim de bebeğimiz için her şeyin en iyisini istiyor ama, şu anda kazandığımız az ama her helal lokma ailemize huzur olarak geri dönecektir. Allah bize bir çıkış yolu verecektir.)
Hamile Hanım, her keşke’lere verdiğiniz her iyi ki’ler için size tebrikler…
Kim bilir siz de kendinize ne çok iyi ki' li kapı açmışsınızdır.
Pişman ve beklentili bir anne adayı olmaktansa, inançlı, umutlu ve mutlu bir anne adayı olmayı seçmeniz taktire değer…
Şimdi de, siz arkadaki 3 Hamile Hanımın KEŞKE’lerine bir göz atalım…
PİŞMAN HAMİLE HANIMLAR VE ‘KEŞKE’LERİ
Bence, Hamilelikte kabul edilebilir üç KEŞKE vardır:
Bunların da sonuçlarını kabul edip, ipi göğüslemek lazımdır;
''KEŞKE, eşimi eve bağlayabilmek için hamile kalmasaydım.''
HAKLISINIZ; bebek sahibi olmak, anne ve baba ortak karar almışlarsa güzeldir. Sorunlu bir evliliği kurtarmak adına baba adayının onayı olmadan, anne adayının hamile kalması, problemleri çözmez, aksine çiftleri birbirinden uzaklaştırır, ayrılığı hızlandırır. Üstelik doğmamış bir bebeği de aracı eder.
ANCAK, şu an itibari ile olan olmuş ve bir bebeğiniz olacak. Bu durumda, eşinizden ilgi ve alaka beklemeden, onurlu bir şekilde kendinize ve bebeğinize yeni bir yol çizmeli, sağlıklı kararlar almalısınız. Belki bir Evlilik Danışmanından, profesyonel yardım almak hepiniz için iyi olabilir.
Bu arada birlikte aldığınız karar ayrılmak yönünde ise; bu dünyanın sonu değil, yeni bir başlangıçtır. Ancak doğacak bebeğiniz için dost kalabilmek en doğrusudur. Eğer günün birinde tekrar birleşme olduğu taktirde, hala saygınızı koruyor olursunuz.
''KEŞKE, eşim istememesine rağmen ikinci bebeğimize hamile kalmasaydım.''
HAKLISINIZ; ikinci bebek için baba adayı hevesli değilse, bu durumda anne adayına çok iş düşüyor. Anne fazla yoruluyor ve hırpalanıyor.
ANCAK, eğer kendinizde bu gücü bulabiliyorsanız, arkanıza bakmadan ilerleyin. O gün geldiğinde hepiniz mutlu olacaksınız.
''KEŞKE, ilk çocuğum kardeş istiyor diye ikinci bebeğe hamile kalmasaydım.''
HAKLISINIZ; sadece ilk çocuğunuz istiyor diye ikinci çocuk yapılmaz. İkinci çocuğunuza ilerde ''Seni ablan, ağabeyin istedi diye yaptık'' yerine, ''Seni hepimiz istedik'' demek daha iyi değil mi? İkinci bebeği de,en az ilki kadar arzu ve coşku ile istemelisiniz. Böylece ikinci çocukta zorlandığınızda, ilk çocuğunuza yüklenmez ve suçlamazsınız.
Bu kadar çok Hamilelik ve farklı sorun ve düşünceler…
OLUMLU DÜŞÜNÜN LÜTFEN, HAMİLE HANIM…
Hiç kimse size Pollyannacılık oynayın, gerçeklerden uzaklaşın demiyor. Sadece hayatın iyi taraflarını yakalayın, kötü taraflarını atmaya çalışın. Acı olayları daima geride bırakın. Her zaman ileriye bakın. İlk olarak da sözlüğünüzden, EĞER ve KEŞKE leri çıkarın. Şimdi tekrar hayatınıza bir bakın…
Çünkü, Hamile Hanım, sizin ve bebeğinizin hayatı değerlidir.
Her ikiniz de bu dünyaya bir kez geliyorsunuz. Ve bu hayatınızı zenginleştirmek için elinizden geleni yapmalısınız.
Manevi zenginliğin yapı taşları; İNANÇ , AMAÇ ve UMUT,
Manevi zenginliğin temeli; HUZUR,
Huzurun kökleri ise; OLUMLU DÜŞÜNMEKTİR.
EĞER HAYATINIZI DEĞİŞTİREMİYORSANIZ, HAYATA BAKIŞ AÇINIZI DEĞİŞTİRMELİSİNİZ…
Yine klasik bir örnek olacak ama;
Sevgili Hamile Hanım, evinize gidin ve hiç üşenmeden mutfağınıza yönelin. Boş bir bardağın yarısını su ile doldurun. Masanızın üzerine koyun ve ne gördüğünüze bir bakın! Eğer gördüğünüz, ''yarısı boş bir bardak'' ise ; olumsuz bir hamilesiniz. Eğer gördüğünüz, ''yarısı dolu bir bardak'' ise ; olumlu bir hamilesiniz.
Halbuki,
HAYAT; OLUMLU YAŞAMAK İÇİN ÇOK UZUN, OLUMSUZ YAŞAMAK İÇİN İSE ÇOK KISA…
Siz, şu anda doğanın en büyük mucizesi ile karşı karşıyasınız. İçinizde büyüyen bir canlının ilk kalp atışını duydunuz ve sırayla önce cenin olmasını izleyecek, sonra oluşan minicik el ve ayakları ile insan yavrusu olmasını göreceksiniz.
Nihayet, cinsiyetini öğrendikten sonra, sabırsızlıkla ona kavuşacağınız günü bekleyeceksiniz.Ve siz bu bebeğin annesisiniz…Sizin moraliniz ne kadar yüksek olursa, bebeğinizin karakteri de o kadar sağlam olacaktır.
Eveeeet…Artık evinize geldiğinize göre, başlangıç olarak hamileliğinizde moralinizi yüksek tutmanın yollarını araştıralım ve doktorunuzla bir sonraki randevunuzu bekleyelim.
Öncelikle, biraz önce test yaptığınız yarısı dolu bardaktaki suyu afiyetle için. Size ve bebeğinize yarasın inşallah… Biraz olsun dinlenebildiyseniz devam edebiliriz…
Bundan sonra, zamanınızın çoğunu dinlenerek geçireceğiniz EVİNİZDE, neler yapabileceğinize bir bakalım…
Amacımız; Evinizde, Hamileliğiniz boyunca, huzur bulup dinlenebileceğiniz bir köşe hazırlamak. Bu huzur köşenizi içgüdülerinizi dinleyerek yapabilir veya zevkine ve bilgisine güvendiğiniz birinden yardım alabilirsiniz.
HAMİLE HANIM EVİNDE; HUZURLU MEKAN OLUŞTURACAK...
Hamile Hanım eğer inanıyorsanız; Kendinizin yapabileceği, son dönem moda ev döşeme tekniği FENG SHUİ (Uzakdoğu öğretisinde; enerji dengeli, huzurlu mekan oluşturma tekniği) ile basit ve pratik metotlar kullanarak, keyifli bir mekan oluşturabilirsiniz.
Ancak burada amaç; Feng Shui öğretisini bilincsiz uygulamak değil, Türk olduğunuzu da hatırlayarak, kendiniz ve bebeğiniz için farklı ve daha fazla huzur verebilecek bir şeyler yapabilmektir.
Öncelikle evinizin en sevdiğiniz ve en huzur bulduğunuz bölümüne geçin. Muhtemelen salonunuzun cam kenarı, aydınlık ve ferah bir köşesi olacaktır.
Bu köşeye, hamileliğiniz süresince oturup dinlenebileceğiniz, bitki çayı ve süt keyfi yapabileceğiniz, bebek dergileri ve gazetelerinizi okuyabileceğiniz rahat bir koltuğu keyif yapmak üzere yerleştiriniz. (Sakın siz taşımayın, bebeğiniz zarar görmesin. Eşiniz taşısın koltuğu. Hem de olaya bir katkısı olsun.) Aslinda dogumdan sonra da kullanabileceginiz bir Emzirme Koltugu da alabilirsiniz.
Keyif koltuğunuzun hemen yanına ufak bir sehpa (fiskos veya servis sehpası) koyunuz. Sehpanın üzerine en sevdiğiniz örtüyü zevkle serdikten sonra, örtünün de üstüne size keyif verecek canlı bir çiçeği minik saksısı içinde koyabilirsiniz. (Bakımı kolay menekşe olabilir.)
Menekşenizi de bebeğiniz gibi benimseyebilir, her sabah uyandığınızda onun büyümesini zevkle izler, enerjisinden de faydalanırsınız. Canlı çiçekle uğraşamam diyorsanız, yapma çiçek kullanabilirsiniz ama kurutulmuş çiçek kullanmayın.(Icinizi kurutmayin!)
Artık, keyif koltuğunuz da hazır olduğuna göre bundan böyle size ‘HAMİLE SULTAN’ diyebilir miyiz?
Şimdiiii, tekrar mutfağa geçip, kendinize açık bir çay veya ılık bir süt hazırladıktan sonra, bebeğiniz için aldığınız IQ ÇOCUK 0-12 YAŞ (ON MÜZİK) CD'nizi de açtıysanız, (Mozart, Bach, Beethoven, Chopin, Schumann, Tschaikovsky, Mendelssohn, Brahms, Strauss'a ait 17 muhteşem eser size ve bebeğinize süper iyi gelecek...) dinlenmek üzere, keyif koltuğunuza geçiniz.
Evet Hamile Sultan, kulağınızda güzel bir müzik, elinizdeki bitki çayindan bir yudum içtikten sonra, şöyle bir etrafınıza bakınız. Size mutluluk veren obje ve eşyalara göz gezdirin. Çayınızdan aldığınız birkaç yudumdan sonra, şimdi de size mutsuzluk veren, yüzünüzü ekşitmenize neden olan obje ve eşyalara bakınız…
Şu andan itibaren ilk hedefiniz; Salonunuza, özellikle keyif köşenize sevdiğiniz obje ve eşyaları, size iyi enerji verecek renkli resim ve tabloları yerleştiriniz.
Yine salonunuzun, güneydoğu tarafına çiçeklerinizi koyunuz. Bu bölge fazla aydınlık değil ve direkt güneş ışınlarını almıyorsa yapma çiçek koyabilirsiniz.
Ancak evinizde kurutulmuş çiçek tutmayın. Kurumuş veya kurutulmuş, eski, tozlu cansız bitkileri atınız. Size negatif enerji verir. Onlarla birlikte hayatınızı da kurutmayın…
Canlı çiçekler ise daima pozitif enerji verir. Yasam ve surekliligin belirtileridir. ( diyor FENG SHUI ogretisi...)
Dolayısıyla bu bölgeye, hafif gölge veya tam gölge ve yüksek sıcaklık seven (kışın 16-20’C) Barış Çiçeği (Spathiphylium) koyabilirsiniz. Sonbaharda açtığı beyaz çiçekleri size mutluluk verecektir.
Aaa! Ne guzel, demek bu cicege sahipsiniz ve tavsiye üzerine evinizin girişine mi koydunuz. Evet, evet ben de duydum; Barış Çiçeğini evin ilk girişine koyarak barış ve huzura hoşgeldin deniliyormuş…
Ne kadar olumlu Türk inanışlarımız var değil mi? Bu arada kuruyan yaprak ve çiçeklerini sakın üzerinde bırakmayın, hemen kesip atın. Çiçeğinize zarar size de negatif enerji vermesin.
Bu arada bakimi son derece kolay Benjamin bitkisini ( Ficus Benjamina 'Exotica' ) veya Starlight bitkisini ( Ficus Starlight ) salonunuzun aydinlik, direkt gunes isigi almayan bir bolgesine de yerlestirebilirsiniz.
Yaz donemi boyunca bol su verilmeli, yapraklara su puskurtulmelidir. Saksi yeri degistirilmemelidir. Kisin su istegi azdir.
Ancaak, Maşallah…Nazar değmesin…Şurada yerini ve sizi pek sevmiş ve çok da güzel büyü
müş bir Difenbahya ( Dieffenbachia ) bitkisi görüyorum.
Ama artık onu burada büyütemezsiniz. Yaprakları zehirlidir. Dolayısıyla ,sizin ve bebeğinizin soluduğunuz hava için de iyi olmayacaktır.
Difenbahya’nıza durumunuzu anlatırsanız sizi anlayacaktır. Onu bir dönem için, apartman boşluğunuzda hafif gölge (bol ışıklı fakat direkt güneş ışığı almayan) veya tam gölge ve yüksek sıcaklıkta (Gelişme döneminde 20-25’C , kışın ise 16-20’C olmalı) havadar bir yere koyup yakınınızda olmasını sağlayabilirsiniz.
Veya eşinizin işyerinde güvendiğiniz birine emanet edebilirsiniz.Veya anneniz, kayınvalideniz gibi aileden güvendiğiniz birinin evine yollayabilirsiniz. Yazın yapraklarına bolca ılık su püskürtmelerini tembihlemeyi unutmayın…
Evet, çiçek tanzim ve dekorasyonunu size bırakarak önerilerime devam ediyorum:
Yine salonunuzdan, sevmediğiniz tüm objeleri atınız veya isteyen birine veriniz. Etrafınızdaki bozuk ütü, robot, zamanı geçmiş ilaç, çatlak-patlak, kırık-dökük, kenarından yapıştırılmış ne kadar obje, ayna, bardak, tabak, çanak varsa atınız. (Antika ve manevi değerliler hariç tabii.)
Uğursuzluk getirir ve sürekli bozulma nedenlerini hatırlar, sinirlerinizin bozulmasına neden olursunuz….
Şimdi de, yerinizden kalkarak evinizi şöyle bir dolaşın….Etrafınıza baktığınız zaman, size daralma veya boğulma hissi veren yerlerde durun. Tamam işte kalabalık, fazlalık o bölgede…
Gardırop üzerlerine kaldırılmış hiç kullanılmayan ve asla kullanılmayacak hurç veya bavul içerisindeki eşyalar, kıyafet ve ayakkabılar, çeyizlik saten yorgan ve yastıklar. Atılamayan ama kullanılamayan tencere ve tavalar.(Yazlığınız için de tutmayın! Nasılsa eski diye orada da kullanmayacaksınız.).
Tüm bunları yani fazlalıklarınızı, elden çıkarmaya çalışın. İhtiyacı olan muhtaç kişilere veya yardım derneklerine, hayır kurumlarına verin. Eğer fazla ve gereksiz eşyalarınıza kıyamıyorsanız, aileden birinin müsait ev veya deposuna kaldırmanızda fayda var.
FENG SHUI ogretisi der ki:
Fazla eşya gözlerinizi yorar. Ancak zaman içerisinde, gözleriniz bu kalabalığa alıştığı için, mekanınızı olduğu gibi kabul eder. Sizi rahatsız eden bir şeylerin olduğunu bilirsiniz ama çözemezsiniz. İşte sebep, kendi kalabalık ve fazla eşyanızdır.
Bakışlarınızdan anladığım kadarıyla evinizde daraldığınız başka alanlar da var. Oraya gidelim lütfen...
Ayyy! Gerçekten de haklısınız. Ne kalabalık bir banyo. İçinizin sıkılması çok normal. Banyonuz çok güzel ama tezgah üzerinde hiç dolap yok. İşin kötüsü dolap için bir alan da yok. Boylu boyunca ayna yapılmış. Kullandığınız tüm parfüm, krem, v.b. şişeleri herşey tezgah üstünde...
Üstelik eşinizin her sabah tuvalette okuduğu gazete, dergi ve kitaplar da cabası... ( Esiniz, Adam Fawer 'in EMPATI 'sini okuduguna gore, yazarin bir onceki eseri OLASILIKSIZ kitabini da begendi sanirim...)
Haydi alışverişe gidiyoruz. Önce banyonuz için iki katlı iki adet raf alacağız. Biri sizin için, diğeri eşinize.Saniyorum esiniz son moda Metroseksuel erkeklerden, baksaniza sizden daha cok parfumerisi var!!!
Sonra da esiniz icin duvara monte krom gazetelik alacağız.
Inanamiyorum ama koskoca Istanbul' da ne Ikea'da, ne Bauhaus'da ne de Koctas'da krom, sik ve fonksiyonel raf bulamadik. Ilave olarak hic birinde krom gazetelik de yok. Hic kimsenin esi tuvalette gazete okumuyor mu?
Neyse ki, Goztepe Parkinin karsisinda URGUNLU YAPI 'yi tesadufen komsum Nilgun Hanim onerdi de, ogrenmis olduk. Urgunlu'dan raflari ve gazeteligi, IKEA 'dan da dev aynayi aldik ve monte ettirdik.Sizin tarafa da rafi astirinca butun dokuntuler toparlandi Hamile Hanim...
Daha sonra, banyo aksesuvarlarınıza uygun yedek tuvalet kağıtlık alacağız ki, hamilelik ve loğusalığınız doneminde tuvalette aniden kağıtsız kalmayin!
En son da, yine banyo aksesuvarlarınıza uygun bir diş fırçalık alacağız. Ve bunu yerdeki çöp kovanızın hemen üstüne monte edeceğiz. Çöp kovasının üstüne diş fırçalarınızı koymayacağız tabii ki. Oraya 40x50 cm.lik küçük çöp poşetlerini rulo halde koyacağız ki, çöpünüz doldukça acil değiştirebilesiniz...


CENİN 12 HAFTALIK ve CiNSiYETi BELLi Mi?
3. Ay ( 12. hafta ) randevunuzda, doktorunuz öncelikle cenininizin boyuna ve kilosuna bakmak istedi.
*Cenininizin boyunun 7-9 cm. ağırlığının ise 45 gr. civarı olduğunu öğrendiğinizde yine çok heyecanlandınız değil mi?
*Bebeginizin bedeni, el ve ayak parmaklari ve kulaklariyla birlikte tam olarak olusmus.
*Goz kapaklari kapali olmasina ragmen gozleri hareket edebiliyormus.
*Bedeni ince bir tuyle kaplanmis.
*Durtuldugunde kipirdanmaya baslayacak ve kaslari buyumekteymis.
Sonrasında, doktorunuz, bebeğinize Nuchal testlerini (boyuna ait testler) yapacağını söyledi.
11.–13. haftalarda yapılan, yeni ve bebeğe zararlı olmayan bir ekran taraması ile bebeğinizin ‘ense yastığının’ kalınlığı ölçülmesi sonucunda, bebeğinizde kromozomlarla ilgili bir bozukluk riskine bakılacakmış.
Bu arada doktorunuz önemli bir bilgi verdi:
"İngiltere’de, İskoç doğum uzmanı Prof. Stuart Campbell’ın geliştirdiği ultrason tekniği kullanılarak 6 santimetre boyundaki fetüsün görüntüleri tespit edilmis.
12 haftalık fetüsün, yürümeye çalıştığı, parmaklarını emdiği, esnediği ve gözlerini açtığı açıkça görülüyormus.
Bu da fetüslerin anne karnında düşünülenden çok daha karmaşık bir yaşamları olduğunu ortaya koyuyormus." (30.06.2004-arsiv.ntvmsnbc.com)
Doktorunuz asil simdi cok onemli bir sey daha soyledi:
Bebeğinizin burnu belirginleşmis, hatta ilk burun uzvu gelismis.
Sizin o an düşünebildiğiniz ilk şey ''Eyvah büyük burunlu bir bebeğimiz olacak. Hele bir de kız olursa yandık! ''
Oysa doktorunuz çok mutlu…
Çünkü karnınızdaki bebeğinizin ilk burnunun gelişmesi demek Mongol riski az demekmiş. Kısaca, 14 haftalık iken yaptıracağınız ‘Down S. 1. Trimester Tarama Testini’ başarı ile atlatacaksınız demek.Gerçekten gözünüz aydın…
Ve siz Hamile Hanım, mide bulantılarınız artık bittiğini göre rahatlamışsınızdır. Anlıyorum şimdi de kabızlık sorunu çekiyorsunuz. Ama bu durum hamilelikte çok normaldir. Hele demir hapları kabızlığı daha da arttırabilir.
Bunun için de bol su için ve lifli gıdalar, kepekli ekmek yiyiniz.
(Kaynak: Dr. Ozay Oral ve Dr. Umur Colgar ile muayene notlari - Anne-Baba Adaylari, Mirriam Stoppard )
Bu arada henüz erken olduğu için doktorunuz bebeğinizin cinsiyetini göremedi değil mi? Ama çok da merak ediyorsunuz…
BEBEĞİNİZ KIZ MI, ERKEK Mİ?
Anlaşılan arkadaşlarınız, bebeğinizin cinsiyetini sizden de fazla merak ediyorlarmış.Bir araya gelip İnternette ÇİN FALINIZA bakmışlar ve bebeğinizin ERKEK olacağını görmüşler.
Hatta bununla da yetinmeyip, sizin içmediğiniz bir Türk Kahvesinde falınıza bile bakmışlar. Yine bebek ERKEK çıkmış.
Ama siz bunları eşinizle paylaşamıyorsunuz değil mi? Eşinizin gözünde, sizin ve arkadaşlarınızın imajlarınızın, sarsılmasından mı korkuyorsunuz? Boş verin, eşiniz de bilir, karısının ''işinin fallara kalmadığını''… Ancak, eşinize anlatırken duydum…Anneniz hamileliğinizde güzelleştiğinizi bu yüzden de oğlunuz olabileceğini söylüyormuş.**Eskilerin inanışına göre; Anne adayı hamileliği sırasında güzelleşirse erkek bebek, çirkinleşirse kız bebek doğuracak denirmiş. Nedeni ise kız bebekleri hamilelikte annelerinin güzelliğini aldığına inanılırmış.**
Eşiniz burun kıvırdı, farkındayım…Size; ''Anneler için kızları hep güzeldir'' diyor. Dolayısıyla kayınvalidesinin gözünde, kızının güzel bir hamile olması da normal. (Kirpi yavrusunu, pamuğum diye severmiş). Bu arada size batıl olmamanızı, bunların Kocakarı inançları olduğunu söylüyor.
Ama siz kararlısınız. Bu sefer de eşinizin annesinin tezini ortaya atıyorsunuz. Ve kayınvalidenizin ''Ye Tatlıyı, Al Atlıyı'' dediğini söylüyorsunuz.
Eşiniz anlayamayan gözlerle size bakıyor ve izah etmenizi bekliyor. Siz olayın ciddiyetinde ''Ye Ekşiyi, Doğur Ayşe’yi'' diyorsunuz. Eşiniz kesinlikle sizi anlamadığı gibi, bu sefer de şaşkın bir ifadeyle açıklama bekliyor.**Eskilerin inanışına göre; Anne adayı hamileliği sırasında tatlı yerse ''erkek bebek'', ekşi yerse ''kız bebek'' doğururmuş. Bunun için de ''Ye Tatlıyı Doğur Atlıyı, Ye Ekşiyi Doğur Ayşe''yi derlermiş…** deyip rahatlıyorsunuz.
Eşiniz size ''Bu kadın benim akıllı karım olamaz'' der gibi mi bakıyor. Boş verin baksın. İnanmaması gayet doğal. Zaten siz kendiniz de bütün bu olanlara inanmıyorsunuz.
Bilime inandığımız bu çağda ultrasondan iyi kanıt mı var? Eski çağlarda Tıp şimdiki gibi gelişmediğinden, ultrason gibi cihazlar bulunmadığından insanlar tahminlerde bulunur, eğer tesadüfen tutarsa da hurafelerin doğruluğuna inanırlarmış.
Ama bütün bu tahminler, hamilelikte sizin oyalanmanızı sağlayan tatlı ve komik anılar olarak kalacaktır. Oyalanmanızı sağlar. Ancak görüyorum ki; Siz ısrarla anlatmaya devam ediyorsunuz:
Komşularınızın karnınızı sivri bulduğunu, bu yüzden oğlunuz olabileceğini söylediklerini söylüyorsunuz.
**Eskilerin inanışına göre; Anne Adayının hamileliği sırasında karnı sivrileşirse ''erkek bebek'', karnı yuvarlaklaşırsa ''kız bebek'' doğururmuş.**
Buna ilave olarak; Son görüştüğünüzde, arkadaşınızın alyansınızda erkek bebek doğuracağınızı gördüğünü söylediğinizde, eşiniz küçük dilini mi yutacak gibi oldu bana mı öyle geldi? Evet evet eşiniz arkadaşınızın büyücü olduğunu düşünmeye başlamadan anlatın olayın doğrusunu: ** Eskilerin inanışına göre; Anne Adayının hamileliği sırasında alyansını uzun bir ipe bağlayarak, karnına, dolayısıyla bebeğin üzerine tuttuğu zaman; alyans ileri geri düz bir çizgi çizerse ''erkek bebek'',alyans olduğu yerde yuvarlak daire hareketleri yaparsa ''kız bebek'' geleceğine inanıldığını** söyleyin ve konuyu kapatın da hepimiz rahatlayalım artık…
Fakat o da ne! Bu sefer ben de size inanamıyorum. Şimdi son bombayı da patlatıyorsunuz ve anlatmaya başlıyorsunuz:
''Geçen gün teyzeme gittiğimizde, teyzem benden habersiz oturacağım koltuğun minderlerinden birinin altına makas, diğerine de bıçak koymuş. Odaya girdiğim zaman her kesin merakla bana baktığını gördüm ama nedenini anlamadım. Koltuğa oturur oturmaz herkes birden ''ERKEK GELİYOR'' diye bağırdı. Ve oturduğum yerden beni kaldırıp altıma baktılar. Bir de ne göreyim bir bıçağın üstüne oturmuşum.''
''Neeeeeeeee! Bıçak bir yerini kesmedi inşallah?'' diye bağırıyor eşiniz.
''Hayır, bıçak değil, sen kesiyorsun lafımı. Dinler misin lütfen. Eğer makasa otursaymışım, kızımız olacakmış, ama bıçağa oturduğum için oğlumuz olacakmış!'' dediğiniz anda artık eşiniz sizi duymaz oldu. Eee tabii ben de…**Eskilerin inanisina gore; Anne adayina hamileligi doneminde, girecegi bir ortamda, haberi olmadan bir oyun oynanirmis. Hamile Hanima oturmasi uzere iki koltuk birakilirmis. Birine makas digerine bicak konurmus.
Hamile Hanim haberi olmadan makasa oturursa kizi, bicaga oturursa oglu olurmus.**
Bana öyle geliyor ki; ilk bebeğinizin galiba erkek olmasını bekliyorsunuz. Halbuki dualarınızda ''Hayırlısı ile, eli yüzü düzgün, sağlıklı bir bebek'' dilerken, ne oldu da bir anda erkek bebeğe yöneldiniz?
Haklısınız tabii, bu kadar toplum baskısı varken normal değil mi?
Eşiniz de durumu nihayet kavrıyor, sizi kendisine çevirip, gözlerinize bakarak konuşmaya başlıyor:
''Bak hayatım. Şunu bilmeni istiyorum. Benim için bebeğimizin cinsiyeti hiç önemli değil. Önemli olan ikinizin de sağlıklı ve iyi olmanız. Kız veya erkek bebek, neticede ikimizin bir parçası olacak'' diyor. Eşiniz doğru söylüyor. Allah herkese hayırlı ve sağlıklı evlat veya evlatlar versin insallah..
Hem biliyor musunuz? Bebeğin cinsiyetini ''Erkeğin Kromozomları'' belirliyor.
Kısaca anlatmak gerekirse;
Siz Hamile Hanım 'xx' kromozonlarını, Eşiniz 'xy' kromozonlarını taşıyorsunuz. Eğer eşiniz size 'x' kromozonu yollarsa kızınız, 'y' kromozonu yollarsa oğlunuz oluyor.
Umarım biraz olsun rahatlamışsınızdır.
Evet, Hamile Hanım, siz bebeğinizin cinsiyeti heyecanı, ayağınıza giren sancılar, kabızlık, hazımsızlık, mide ekşimesi ile uğraşırken, bakın iki haftayı daha bitirip 14. haftanın sonuna geldiniz bile…
Laboratuar randevunuz için hazırsanız gidelim artık…
CENIN 14 HAFTALIK
Bugün Laboratuar veya Hastanede sizden bir kan örneği alınacak ve yapılacak ÜÇLÜ TESTLER (Down S. 1. Trimester Tarama Testi) ile bebeğinizin Mongolluk riski taşıyıp taşımadığına bakılacak.Hamileliğinizin 15–16. haftalarında yapılan bu testin bebeğe hiçbir yan etkisi yok. Kan değerlerinizde çıkan hormon seviyeniz bebeğinizin etkilenme riskini belli eder. Sonuç 250’de 1’den daha yukarıda ise; AMNİYOSENTEZ önerilir.
AMNİYOSENTEZ, hamileliğin 15. haftasında yapılır. Ultrason tarafından yönlendirilen bir iğne ile karın duvarının üzerinden amniyotik akışkandan bir miktar numune alınır. Numune içerisindeki hücrelerde bulunan kromozomlar Mongol riskine karşı kontrol edilir.
Evet, Hamile Hanım, Üçlü Testleri yaptırdıktan sonra, hem yoruldunuz hem de sonuçları hemen öğrenemeyeceğiniz için biraz gerildiniz değil mi? İşte, bu bekleme dönemi insanı strese sokuyor. Kendinizi biraz olsun iyi hissediyorsanız, hemen eve gitmeyin, biraz dışarıda oyalanın isterseniz…Kafanız dağılır biraz. Mide bulantılarınız da azaldığına, hatta bittiğine göre dışarıda bir şeyler yer, içersiniz. Tabii sevdiğiniz bir arkadaşınızla daha da iyi olur.
Bana mı soruyorsunuz, nereye gidebileceğinizi? Ne onerebilirim sizeeee…Hamilelerin gidebilecekleri, sigara içilmeyen, havadar, taze meyveleri ve taze sıkılmış meyve sularının olduğu, yeni pişmiş sebze yemeklerinin bulunduğu, temiz tuvaletli, manzarası güzel yerler yok mu?
Evet, haklısınız…Saydığım bütün bu özellikler sadece 5 yıldızlı otellerde var, oralar da çok pahalı...
Durun bir dakika…Böyle bir yer duydum ben…Adı da;
'' HAMİLE CAFE ''
Şubelerini, alışveriş seven hamileler için; tüm büyük alışveriş merkezlerinde, ambians seven hamileler için; Bağdat Caddesi, Nişantaşı ve Etiler’de, Deniz manzarası seven hamileler için ise Fenerbahçe, Bebek ve Florya’da açmışlar.
HAMİLE CAFE’nin dekorasyonu için, mimar yerine hamilelerden fikir almışlar. Hamile Hanımların büyük çoğunluğu, Cafe’nin içinin yarısını MAVİ, diğer yarısını PEMBE dekore etmelerini tavsiye etmişler.
Neden sarılar, yeşiller, turuncuları tercih etmediniz? diye sorulduğunda;
''Burası Çocuk Yuvası değil, Hamile Cafe'' olacak…Hamileliğin sembol renkleri de PEMBE ve MAVİ demişler. Tıpkı gecenin rengi siyah, gündüzün rengi beyaz olduğu gibi…
Psikologlara danışıldığında ise; Pembe ve Mavi renklerinin hamile hanımlara iyi geldiğini, kendilerini artık daha bir anne adayı olarak görebildiklerini belirtmişler…
Yine dekorasyonda, yeni doğan bebeklerin, en doğal, en sevimli ve en tatlı hallerini, çizgi film tadı ile anlatan, şirin karikatür karakterleri BEBİŞLER kullanılmış…
Uykucu Bebiş & Uykusuz Bebiş
Nazlı Bebiş & Gazlı Bebiş
Cimcime Bebiş & Cingöz Bebiş
Mavi tulumu içerisinde ve mavi kukuletası ile inatla uyumayan UYKUSUZ BEBİŞ,
Pembe salopet tulumu, kibar ve asil şapkası ile NAZLI BEBİŞ,
Mavi salopet tulumu, sevimli ve tombul göbeği ile GAZLI BEBİŞ,
Pembe tulumu ve şirin, kocaman önlüğü ile biberonunu reddeden İŞTAHSIZ BEBİŞ,
Mavi tulumu ve şirin, kocaman önlüğü ile biberonundan mama içen, İŞTAHLI BEBİŞ,
Pembe yanlış iliklenmiş salopet tulumu ve meraklı, cin bakışlı CİMCİME BEBİŞ
Mavi yanlış iliklenmiş salopet tulumu ve meraklı, cin bakışlı CİNGÖZ BEBİŞ
BEBİŞLER, başınızı çevirdiğiniz her yerde karşınızda…
Şirin ve sevimli halleri ile size her an 'Merhaba' demeye hazırlar.
Bu arada, ikinci veya üçüncü bebeklerine hamile olan anne adaylarının rahat dinlenebilmeleri ve yemeklerini yiyebilmeleri için, yanlarında getirdikleri diğer çocuklarına yönelik, yan tarafta ufak ama şirin ve tehlikesiz bir Oyun Odası düzenlemişler.
Yiyecek ve İçecek Mönüleri ise hem çok zengin, hem de makul fiyatlı yapmışlar.
Mevsimine bağlı olarak, ''Hamile Hanım Sebze Çorbası'',
''Hamile Hanım Etli Sıcak Sebze Yemeği'' ve ''Hamile Hanım Etsiz Sıcak Sebze Yemeği''
''Hamile Hanım Zeytinyağlı Sebze Yemeği 1'', ''Hamile Hanım Zeytinyağlı Sebze Yemeği 2''
''Hamile Hanım Yoğurtlu Sebze Salatası'' ve ''Hamile Hanım 9 Aylık Salatası'' var.
Neden mi 9 Aylık? Mevsimin tüm yeşillikleri ile salata hazırlanıyor. Yanına 9 çeşit ilave garnitür konuyor ve siz istediklerinizi seçiyorsunuz. Küp kesilmiş beyaz peynir, rende parmesan, küp kesilmiş kuru kayısı, ceviz, nar, siyah zeytin, yeşil zeytin, mısır, haşlanmış küp patates.
Izgara olarak da köfte ve et bulunmakta.
Peynirli ve Sebzeli Krepleri de çok güzel.
Tatlılarda ise, nefis sütlü ''Hamile Hanım Tatlısı'', fındık ve cevizli ''Hamile Hanım Kurabiyesi'', meyveli ''Hamile Hanım Keki'' var.
Her daim, mevsimine göre taze sıkılmış meyve suları (Portakal,Havuç,Üzüm,Nar,…) veya mevsimine göre alternatif dört çeşit meyveden hazırlanan ''Hamile Hanım Meyve Suyu'' ndan afiyetle içebilir veya iyice yıkanmış taze mevsim meyvelerinden yaptıkları ''Hamile Hanım Taze Meyve Demeti''nden afiyetle yiyebilirsiniz.

İşte geldik işin en zevkli kısmına…Yemek siparişinizi verdikten sonra, yemeğiniz gelene kadar pencere önüne konmuş, rahat puf koltukta, arkanızda, yanınızda, karşınızda güzel çiçekler ve hafif müzik eşliğinde, Cafe’nin tam ortasına konmuş Akvaryum içindeki balıkları seyredip rahatlayabilir bu arada Hamile ve Anne Dergileri karıştırabilirsiniz.

Veya Cafe’nin duvarlarını kaplayan ince camekan ardındaki ''Bebek Organizasyonu'' numunelerini inceleyip, fikir alabilirsiniz. Hatta beğendiğiniz şeker veya çikolata örneklerinden,doğumda Hastane ve ev için sipariş verebilirsiniz. Aslında beğendiğiniz şeyleri satın da alabiliyorsunuz.
Ancak Hamile Cafe Müdürü ve yardımcı çalışanlar, bebeğiniz 7 aylık olana kadar, sadece kafanızda fikir oluşturup, daha sonra satın almanızı öneriyorlar. Erken yaptığınız alışverişin size uğursuzluk getirmesini istemiyorlar…
Bu arada mönüdeki fiyatların makullüğünü gördükten sonra, doğum sonrası da bebeğiniz, anneniz, kayınvalideniz, ablanız, kardeşiniz, arkadaşlarınızla birlikte devamlı gidebileceğiniz bir yeriniz olması ne güzel bir bilseniz…
Şimdi de sırada, oldukça anlamlı bir bölüm var:
Yemeğinizin sunumu 'Erkek Bebek' bekliyorsanız mavi servis ile yapılıyor. Mavi-beyaz pötikare masa örtüleri üzerine konmuş, İŞTAHLI BEBİŞ resimli Amerikan Servislerine, mavi-beyaz yelkenli tabaklar ile mavi-beyaz peçeteler, sevimli ‘Deniz Konseptli’ peçetelikler ile birlikte konuluyor. Bardaklarınız biberon şeklinde, salata tabaklarınız ise kayık veya balık şeklinde servis yapılıyor. Balina sosluğunuz yanında Yunus tuzluk ve karabiberliğiniz kullanmamanız için size bakıyor…
'Kız Bebek' bekliyorsanız yemeğinizin sunumu, pembe servisler ile yapılıyor. Pembe beyaz pötikare masa örtüleri üzerine konmuş, NAZLI BEBİŞ resimli Amerikan Servislerine, pembe-beyaz papatya şekilli tabaklar ile pembe-beyaz peçeteler, sevimli 'Papatya Konseptli' peçetelikler ile birlikte konuluyor. Bardaklarınız biberon şeklinde, salata tabaklarınız ise yaprak şeklinde. Gül sosluğunuz yanında Uğur böceği tuzluk ve karabiberliğiniz kullanmamanız için size bakıyor.
Yine bu servislerden beğendiklerinizi, kullanılmamış paketinde, oldukça hesaplı bir fiyata satın alabiliyorsunuz. Amaç kar etmek değil, Hamile Hanımları sevindirip,''Hamile Duası'' alabilmek…
Şaka bir yana, bu Cafe’de Hamile Hanımları mutlu edebilecek her şey düşünülmüş…
Gelelim yemeğe; Yemek esnasında T.V.de ''Bebek Organizasyonları Nasıl Yapılır?'' CD’sini seyretmek isteyip istemediğinizi soruyorlar ve bu CD’nin kitabı olduğunu da hatırlatıyorlar. Bu CD ve kitabını satın alıp evde de seyredebilir veya okuyabilirsiniz.…
İşin gerçeği, Hamilelik, Doğum ve Doğum Sonrasına ait çok güzel kitap ve CD’ler de satıyorlar. Ancak size teklif edip, rahatsız etmek etmiyorlar, siz kasada ödeme yaparken zaten görüyor, istediğinizi alıp çıkıyorsunuz.
Bu arada, Hamile Cafe’de bahşiş kabul etmek yasak. ''Hamile Hanımlara hizmet ve yardımda sınır yoktur, bu bir onurdur…'' felsefesini benimsemişler.
Son olarak, Hamile Cafe’den ayrılırken size, üzerinde bebeğinizin ismi yazan flamalardan hediye ediyorlar. İyi dilekleri için yakanıza nazar boncuğu iliştiriyorlar.
Nasıl, beğendiniz değil mi? HAMİLE CAFE’yi. Ancak, böyle bir mekan maalesef yok…
Hamile Cafe, 10 yil once kız kardeşim Gulay'in hayalini kurduğu bir projeydi…
Bebişler ise, siz Hamile Hanımlar için kendimin oluşturduğu şirin karakterler...Dilerim günün birinde hayat bulurlar.
Size gelince Hamile Hanım, Hamile Cafe’yi arama derdine,16.haftayı bitirdiniz bile.
Şimdi, Üçlü Testlerin sonucunu öğrenmek ve 4. ay kontrolü için doktorunuza gidebiliriz.
.
CENİN, 16 HAFTALIK
Eveeeet…Öncelikle Gözünüz Aydın…Down Sendromu Testleri iyi çıktığından Amniyosenteze gerek kalmamış…
Doktorunuz şimdi de 18. haftada yaptırmanız gereken testleri anlatıyor.Bu dönem yapılması gereken tüm testleri öğrendikten sonra, ultrasonun başında bulunan doktorunuzun bakışlarında bir değişiklik ve bir hareketlenme gördünüz.
Doktorunuz görüntüyü durdurdu ve biraz daha yaklaşarak tekrar baktı. Sıkı durun…Doktorunuz bebeğinizin cinsiyetini gördüğünü söylüyor. Gözünüz aydın…Artık,bir kız veya erkek annesisiniz. Veya ikizleriniz, üçüzleriniz olacak…
Cinsiyetleri her ne olursa olsun ''Allah hepinize sağlıklı uzun ömür versin inşallah'' diyor, heyecanınızı paylaşmak istiyoruz. Tabii, doğal olarak siz de bu heyecanı ailelerinizle paylaşmak istiyorsunuz…
Ve eşinizle birlikte yine telefonlara sarılıyorsunuz…Sanki telefonun karşı ucundaki kişi sizi duymuyormuş gibi bağırıyorsunuz:
MÜJDE…BİR KIZIMIZ OLACAK...MÜJDE…BİR OĞLUMUZ OLACAK…
MÜJDE…İKİZLERDEN BİRİ ‘KIZ’, DİĞERİ ‘ERKEK’MİŞ…
MÜJDE…2 TANE ‘PRENS’ GELİYOR…
MÜJDE…3 TANE ‘PRENSES’ GELİYOR…
MÜJDE…2 PRENS, 1 PRENSES GELİYOR…
MÜJDE…1 PRENS, 2 PRENSES GELİYOR…
İşte Aile olmanın önemi de buradan kaynaklanıyor değil mi…Bugün siz sevincinizi ailelerinizle paylaşıyorsunuz…Yarın da sizin bebeğiniz büyüyecek, evlenecek ve Anne & Baba olma sevincini sizinle paylaşacak…
Ve o gün geldiğinde sizler Büyükanne & Büyükbaba olma sevincini yaşayacaksınız…
Kısaca, Ailelerin harika dünyasında, hem paylaşacak, hem de sevinecek tatlı olaylar günden güne artacak…
Evet…Yine evinizde, huzurlu keyif köşenizde ve rahat keyif koltuğunuzdasınız. Bir elinizde ılık sütünüz yudumluyorsunuz. Diğer elinizde kağıt-kaleminiz bebeğinize isim listenizi hazırlıyorsunuz.
Hemen yanı başınızda kızınız susamış, sizden su istiyor. Menekşenizi kastediyorum. Sizin için en güzel çiçeklerini açmış, ''beni sulamayı unuttun'' diyor.Yerinizden bir telaşla kalkıyor, önce kızınıza su veriyor, sonra boşalan süt bardağınızı mutfağa götürüyorsunuz.
Bir kaseye biraz fındık ve kuru üzüm koyduktan sonra, yine keyif koltuğunuza geçtiniz bile. Agziniza bir parca organik findik ve organik kuru kayisi attiktan sonra, alyorsunuz elinize kagit kaleminizi, basliyorsunuz alternatifleri yazmaya...
HAMİLE HANIM, BEBEĞİNE İSİM DÜŞÜNÜYOR…
Şu ana kadar zaten birkaç isim belirlemiştiniz….
''Canım kızım, adını doğadan seçtik, YASEMİN koyuyoruz. Cinsiyetini öğrendiğimiz gün, yazlık evimizin bahçesinin üç köşesine yasemin çiçeği ektirdim. Biri baban, biri ben ve diğeri de senin için…Bir anda ‘Yasemin Ailesi’ oluverdik…Ne güzel, hep birlikte büyüyeceğiz…''.
''Canım kızım, babanla yağmurlu bir günde tanıştık ve yağmurlu bir günde evlendik. Adını YAĞMUR koymaya karar verdiğimizde, birkaç insan 'hüzünlü bir isim' dedi. 'Yağmur hüzün değil, berekettir' dedim.Ailemizin bereketini arttıracak, şans ve uğur getireceksin, kızım…''
''Canım oğlum, seni doğurduğum an, doktorum kulağıma fısıldadı: 'Yıllar önce bugün 29 Mayıs 1953' de Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethetti…Oğlunuzun adı FATİH olsun.' Baban ve benim aklımızdaki isim GÖKHAN' dı. Böylece FATİH GÖKHAN' da karar kıldık''.
''Canımız kızımız, sana BESTE veya NEVESER (yeni eser) isimlerinden birini koymak istiyoruz. Baban ünlü bir sanatçı…Büyüdüğün zaman ünlü beste ve eserlerini zevkle dinleyeceksin.Ama en büyük eserimiz sen olacaksın bi'tanem''.
.
''Canım kızım, babanla tanıştığım ilk gün, etrafımda papatyalar ve baban vardı. Evlendiğimiz gün; babanın karşısında papatyalar içinde ben vardım. 
Simdi de Isimli, Gercek ve Cesaretli hikayelerin ilkinden bahsetmek istiyorum:
.
.
Ancak cocuklari buyuyup de universiteye gitmeye basladiklarinda Zerrin kendini sorgulamaya baslayacaktir. Neden mi? Zerrin'in izni oldugunda en yakin zamanda anlatmak dilegiyle...
Anne ve babasi kizlarina MUNTEHA ismini koyduklarinda sene 1995 imis. ''Peygamberimiz (SAV) Mihraca ciktiginda Allah 'i bekledigi yer'' imis ''MUNTEHA''... Anne ve babasi bu isme nasil karar vermisler ilk firsatta anlatacagiz.
''Canım yavrum, cinsiyetini bilmiyoruz ama doğumunu Amerika'da yapacağımızı biliyoruz. Babanın işleri dolayısıyla birkaç yıl kadar burada yaşayacağız. Dolayısıyla İnternette zorlanabileceğin içinde ç,ğ,ı,ö,ş harfleri olan isimlerden ve Amerikalıların telaffuz ederken güçlük çekebilecekleri isimlerden özellikle kaçındık. Okul hayatına burada başlayacağın için, adını telaffuzu İngilizce’de var olan isimlerden seçeceğiz . ( CAN = JOHN ) , ( DEFNE = DAPHNE ) , ( ADEM = ADAM ) , ( HAVVA = EVA ) ,( SAMİ = SAMUEL ) , ( SELİN = CELİNE ) isimlerinden biri olacak.Kesin olan bir şey var; kız olursan ikinci ismin babaannenin ismi MERYEM = MERRY = MARİA = MARİAN olacak...
.jpg)
"Oglum benim, adini MiR BARAN veya CAN ARDIL koyacagiz."
''Güzel üçüzlerimiz, isimleriniz; DİCLE ,CEYHAN ve HİLVAN olacak. Babanız Mardin’li, Dicle ve Ceyhan’da çok anıları varmış. Bense, Urfa’nın Hilvan ilçesinde doğmuşum.''
CENİN 18 HAFTALIK
Evet, geldik bebeğinizin 18. haftasına…Gözünüz Aydın...Bebeğiniz 4.5 aylık oldu bile…Bu hafta sizin için heyecanlı geçecek.
Öncelikle Laboratuar Randevunuza gidelim ve Down Sendromu ve Nöral Tüp Defekti Tarama testlerinizi yaptıralım. Bunun için sizden kan alınacak ve aşağıdaki değerlere bakılacak.
Kanınızda Alfa-Fetoproteinlerinin seviyesini ölçmek için AFP Testi yapılır.
( Normal Değerlerin ( 0-71 IU/ml ) üzeri veya altındaki seviyeler Mongolluk riskini gösterir. )
Kanınızda HCG değerlerinin normal olmasına ( 7.97-48.0 IU/ml ) bakılacak.
Kanınızda Serbest Estriol ( UE3 ) değerlerinin normal olmasına ( 1.06-3.25 ng/ml) bakılacak.
Bu testleri yaptırdıktan sonra,sonuçları öğrenmek için doktorunuzu arayabilir veya 5. ay doktor randevunuzu bekleyebilirsiniz.
Bu arada doktorunuzun iki hafta önce söylediğine göre;18. haftanız ile 20. haftanız arasında, dolayısıyla bu dönem, bebeğinizin ilk hareketlerini fark edebilecekmişsiniz. Bu durum, uzun zamandır beklediğiniz, içinizde büyümekte olan bebeğinizi gerçek anlamda hissedebileceğiniz en mutlu ve en coşkulu an olacaktır.
Bu duyguyu ilk defa yaşayacak bir anne adayı olarak oldukça heyecanlısınızdır herhalde…
Bebeğinizin artık sizinle iletişim kurmaya başlayacağını düşünmek, olaylara tepki vermeye çalıştığını bilmek, onun içinizde güvenli ve mutlu olduğunu hissedebilmek, gerçek bağın ne denli mucizevi ve kuvvetli olduğunu gösteriyor değil mi?
Siz bebeğinizle en iyi nasıl iletişim kurabilir, onu nasıl rahatlatırım diye kafa yorarken çevrenizden yine değişikuyarılar mı almaya başladınız:
DİKKAT! HAMİLE HANIM, BEBEĞİNİZ KARNINIZDA HAREKET EDİYOR…
**Eskilerin inanışına göre; Bebeğiniz karnınızda hareket ederken siz o anda neye bakıyorsanız, bebeğinizin ona benzeyeceğine inanılırmış. Bu yüzden Anne adaylarının hamilelik dönemlerinde güzel şeylere bakmaları tavsiye edilirmiş.**
Bunun üzerine, kayınvalideniz, karnınızdaki bebeğiniz hareketlenmeye başladığı anda, hemen bakabilmeniz için yanınızda eşinizin veya kendisinin bir resmini taşımanızı mı tavsiye etti? Doğacak torununun oğluna veya kendisine mi benzemesini umut etti? 
Laf aramızda, benim annem de hamilelik döneminde Hülya Avşar'ın resmine bakmam için ısrar etti durdu.
Bu arada Sanatçı Gülben Ergen, oğlu Atlas'a hamileyken, benzesin diye devamlı ATATÜRK resmine bakmış.
Hayrola Hamile Hanım, inanmadığınızı belirtmenize rağmen, şimdi de eşiniz ve kendinizin en güzel resimlerinizi mi aramaya başladınız?
Siz tüm bu eski inanışları kafanızdan çıkarmaya,beyninizi gereksiz bilgilerle doldurmamaya çalışırken ikinci bir uyarı geldi…Haberiniz olsun.
Yine,**Eskilerin inanışına göre; Bebeğiniz karnınızda hareket etmeye başladıktan sonra, siz gizlice bir yiyecek alıp yerseniz ve sonrasında elinizi vücudunuzun herhangi bir yerine sürerseniz, doğan bebeğinizde, sizin gizli yediğiniz yiyeceğin izinin, elinizi sürdüğünüz bölgesinde çıkacağına inanılırmış.**
Üstelik bu konuda örnek de mi verdiler:
''Komşunun gelini, hamileyken gizlice zeytin yemis, unutup elini yanagina
değdirdiğinde, doğan bebeğinin yanağında belirgin bir zeytin şekli mi çıkmış!''.jpg)
''Görümcesinin kızı, hamileyken gizlice çilek yemiş, daha sonra eliyle ayagini kaşıdığı için, doğan bebeğinin ayaginda her çilek mevsimi çilek şekli mi çıkıyormuş!''
''Eltisinin gelini, hamileyken gizlice arkadaşının evinde gözlerini boyamış da, doğan kızının gözleri Allah’tan sürmeli mi doğmuş!''
Farkındayım, şaşkın bir şekilde size söylenenleri anlamaya çalışıyorsunuz.
Simdi ne oldu? İnanmamanıza rağmen, yine de kendinizi kontrol mü ediyorsunuz? Doktorunuz ve eşinizden gizli yediğiniz çikolatalardan sonra, yüzünüzü elleyip ellemediğinizi mi hatırlamaya çalışıyorsunuz?
DOĞUM ÖNCESİ HATIRA ALBÜMÜ
Günaydın Hamile Hanım…İşte yeni ve güzel bir gün daha başlıyor… Evet…Artık bebeğinizin cinsiyeti belli olduğuna ve karnınızda haraketlendiğine göre, ona küçük bir Doğum Öncesi Albümü almalısınız…
BEBEĞİNİZ, 20 HAFTALIK

Bebeğiniz 20 haftalık oldu bile…5. ay doktor randevunuzda öğrendiklerinize bir göz atalım:
21 haftalık iken, Renkli Doppler yapılacak…
5. ayınızı da sağlıklı geçirdikten sonra, hayırlısıyla 6. aya da gelmiş bulunmaktayız.
Pekala, bugünkü doktor randevunuzda bebeğinizle ilgili neler duydunuz? Bir an önce hatırlayalım ve bebeğiniz için hazırladığımız sürprize geçelim.
Bebeğinizin yüzü tamamen insan şeklini almış, ciğerleri hızla gelişmekte ve artık sizin sesinizi tanımakta imiş. Vücudu ve kafası daha orantılı bir duruma gelmiş. Yukaridaki her iki resim de 20 haftalik normal bir cenini (fetus) gostermektedir. Gozunuz aydın…Her şey yolunda…
Gelelim sürprize… Bugün bebeğinize, oda beğeneceğiz…

Ama sadece beğeneceğiz. Bebeğiniz en az 7 ayını bitirene kadar sipariş vermeyeceğiz, değil mi?


Ikinci Ornegimiz; AY-YILDIZ-BULUT-GUNES figurlerini fazla vurgulayan GOKYUZU Konsepti istiyorsaniz LETTO Magazasinin "Erkek Bebek" icin tasarladigi mobilyalara bakalim:
Asagida gordugunuz AY-YILDIZ figurler ise INCI TUNCEL 'e aittir.
Ucuncu Ornegimizde; DOGA konseptli bebek odasi hayal ediyorsaniz Baby Einstein Serileri sizin icin guzel ornek olacaktir.

Dorduncu Ornegimizde; DENiZ, DERiN... isimli bir oglunuz varsa, veya siz anne-baba olarak denizi, yelkeni seviyorsaniz ya da burclara inaniyorsaniz ve oglunuz balik burcuysa;
DENIZ Konseptli bir oda iyi bir fikir.

Eger kizinizin adi iLAYDA, EFTALYA, DENiZ, DERiN, SU... ise ya da siz denizi, yelkenlileri seven bir aileyseniz LETTO 'nun"DENiZCi AYILAR" konsepti kizinizin odasina cok guzel olacaktir:
MAX ve EMME Kardeslerin Odalari (Dog. 22 Subat 2008)
.
Unlu Latin Sarkici JENIFER LOPEZ (dog.1970) ve Porto Rikolu Sarkici ve Soz Yazari MARC ANTHONY (Marco Anthonio Muniz Ruiz - dog.16.09.1968) cifti, 2004 yilinda evlenmislerdi.
.
Jenifer Lopez-Marc Anthony cifti, 22 Subat 2008 de New York-Long Island bolgesinde dogan ikizlerine MAX ve EMME isimlerini verdiler.
.
Asagida gordugunuz oda Jennifer Lopez'in ikiz bebeklerine ait...

VIVIENNE MARCHELINE ve KNOX LEON PITT Kardeslerin Odalari (Dog. 25 Mayis 2008)
Dunyaca unlu aktor BRAD PITT (dog.18.12.1963) ve aktrist ANGELINA JOLIE (dog.04.06.1975) evlatlik cocuklari MADDOX (Kambocya dog.2002), PAX (Vietnam dog.2003) ve ZAHARA (Etiyopya dog.2004) dan sonra,
Mayis 2006 da dogan kizlarina SHILOH NOUVEL adini vermislerdi.
Shiloh'un anlami; Amerika ic savasinin en kanli yapildigi yer imis. Nouvel ise; Fransizcada 'Yeni' demekmis.
Angelina Jolie ve Brad Pitt cifti; 25 Mayis 2008 de Fransa 'da dunyaya gelen ikizlerine VIVIENNE MARCHELINE ve KNOX LEON isimlerini verdiler...
Asagida gordugunuz odalar ikizlerin yatak odalari ve oyun odalari.

(foto www.clubangelinajolie.com, www.itusozluk.com)
Asagidaki fotograflarda gordukleriniz STELLA ve LIAM'in Bebek Odalari...
BEBEGINIZ 28 HAFTALIK
Evet, bebeğinizin ismine, dolayısıyla oda konseptine karar verdikten sonra artık 6. ayı bitirip, 7. aya gelmiş bulunuyoruz.
.
Bebeğiniz 28 haftalık oldu bile…Önce geç kalmadan doktor randevumuza gidelim. Sonra size yine bir sürprizim var.
.
Doktorunuz bu ay ki kontrollerde, kan tahlili yaptırmanızı ve Gestational Diabetes aranacağını söyledi. Kısaca hamilelik şekeriniz olup olmadığına bakılacak. İlave birkaç tahlil daha yaptırdıktan sonra, yorgun bir şekilde evinize dönüyorsunuz. .
Evinize girmeden önce apartman girişinizde şöyle bir soluklanıp, düşünmeye ne dersiniz?
.
Allah kısmet ederse, 10 hafta sonra bu kapıdan bebeğinizle birlikte evinize gireceksiniz.
.
.
Tam apartman girişinizden, mis kokan çiçekler arasından bebeğiniz geçsin istermisiniz?
.
HAMİLE HANIM, APARTMAN GİRİŞİNİ İNCELİYOR.
.
Evet Hamile Hanım, belki apartmanınız çok eski, içerisi rutubet, küf veya yemek kokuyor olabilir. Olsun…
En azından Apartman girişiniz güzel koksun. Doğacak bebeğinizin şerefine Apartman girişinize;
GÜL (Mayıs ayında nefis açar ve mis gibi de kokar.)
.
.
JASMİN -YASEMIN (Beyaz ve kokulu olan,bahar ve yaz boyunca çiçeklidir üstelik muhteşem bir parfüm gibi kokar) veya
..jpg)
Disi MELİSA ( Dişi Melisa akşamları en güzel parfümden güzel kokar,buram buram yayılır.
.
.
Bu arada dikkat edin! Erkek MELISA kokmaz.)
.
.
Veya
HANIMELİ (Ballı çiçeği olduğu için arı yapabilir ama harika kokusu vardır.) ektirebilirseniz, güzel bir hatıra olur ve bebeğinizle birlikte büyür.
.
.
Veeee...Size son onerim ORTANCA... Bahcenizin yari golge tum bolgelerine ekin veya ektirin, costukca cosar, hatta komsulariniza bile artar.
.
.
Evet, siz bu konuyu düşünürken, ben biraz ısrarcı olacağım.
.
Sağ olsunlar, müteahhitlerimiz ve mimarlarımız, apartman dikerlerken peyzaja o kadar az önem veriyorlar ki; Apartman girişini şık beton yerine yeşilliğin güzelleştirdiğini fark edemiyorlar.
Ancak işin en acı tarafı, çoğu müteahhit ve mimar Apartman girişlerinde puset yolu yapmayı düşünemiyorlar bile…
Eğer bir bebeğiniz, yürüme engelli bir çocuğunuz veya muhtac yaşlınız varsa;
Pusetle birlikte apartmanınıza girebilmeniz veya çıkabilmeniz başlı başına bir sorun oluyor.
. Bebeğiniz doğduktan sonra, hava almak için her dışarı çıktığınızda söyleneceksiniz. Bebeğiniz, pusetiniz, bebek yedek çantanız, kendi çantanız, bebeğinizin güzel anlarını çekersiniz diye aldığınız kamera veya fotoğraf makinenizle, her adımınız kabus olacak…
Yürüyüş yaptığınız yollardan trotuarlara geçişinizde puset yolu olmadığına yine sinirlenecek, tesadüfen olan puset yollarına da arabaların park etmelerine bozulacaksınız. O sinirle geçiş yolu ararken yolu tıkadığınız için yediğiniz küfürlerle sinir katsayınız daha da artacak…
Mağazanın birinin vitrininde bebeğiniz için bir şey beğenecek ama puset yolu olmadığı için giremeyeceksiniz.
Kapıdaki güvenlik size yardım etmek yerine, pusetinizi bırakmanızı, göz kulak olabileceğini söyleyecek. Mağaza sorumlusu ise alışverişe neden bebek kangurunuzla çıkmadığınızı sorgulayacak. Bu durumda benim size nacizane tavsiyem; Evinizde her gün okuduğunuz gazeteye acil bir e-mail gönderiniz: NEDEN APARTMAN, MAĞAZA VE RESTAURANT GİRİŞLERİNE, PARK VE BAHÇELERE, BEBEK, ENGELLİ VE YAŞLI PUSETLERİ İÇİN YOL YAPILMIYOR? BU DURUM NEDEN YASALLAŞTIRILMIYOR?
NEDEN ''EN GÜZEL BALKON'' YARIŞMASI YERİNE ''EN YEŞİL GİRİŞLİ VE PUSET YOLU OLAN APARTMAN'' YARIŞMASI YAPILMIYOR?
(Evet, yine çıldırdım çok afedersiniz!)
Evet. Hamile Hanım, biz yine memleket sorunlarını bir tarafa bırakalım.
Zaten BG & BG Projesinin konusu ''Olumlu Hamilelik Dönemi'' iken puset yolları ile daha fazla moralinizi bozmayalım.
Artık evinize çıktığınıza göre, hemen mutfakta ılık bir bardak süt, ılık bir bardak su ve bir kaseye kuru kayısı ve yanına ayıklanmış ceviz aldıktan sonra, sizi yine keyif koltuğunuza alalım.
Önce elinize güzel bir tane kuru kayısı alın, içine bir adet ceviz koyun, afiyetle ağzınıza atın, ardından da ılık suyunuzu için…Kan şekeriniz yükselsin ve biraz kendinize geldiyseniz, sütünüzü içmeye başladıktan sonra size ufak bir öneride bulunayım ve devam edeyim:
Öncelikle, ''DOĞUMA HAZIRLIK KURSU'' na gitmeyi düşünüyor musunuz?
Eğer, böyle bir niyetiniz varsa, önce doğum yapacağınız hastanenin ''Doğuma Hazırlık Kursu'' olup olmadığını öğrenin, daha sonra çevrenizdeki kursları araştırın.
Bu arada son dönemlerde ''DOĞUM KOÇU'' da çok moda oldu.
.
DOGUM KOCU: AYSE ONER
GULBEN ERGEN, LEYLA ALATON, TUGBA ERBIL gibi unlulerin dogum koclugunu yapan AYSE ONER en sonunda bir kitap yazmis. Sabah Gazetesinden 'Nurdeniz Kutsel' ile yaptigi roportajdan bakin neler cikmis:
.
Gülben Ergen ve Leyla Alaton gibi isimlerin doğum koçluğunu yapan Ayşe Öner, annelere rehber olacak bir kitap yazdı.
.
Hamilelik, Doğum ve Bebek Bakımı adlı kitapta doğum öncesi, doğum esnası ve doğum sonrasına dair önemli bilgiler yer alıyor.
.
Yaklaşık 19 yıl hemşirelik yapıp yurtdışında katıldığı seminerler ve aldığı eğitimlerden sonra, 10 yıldır Türkiye'de doğum koçluğu yapan Ayşe Öner, anne adaylarından büyük ilgi görüyor.
.
Hamilelik döneminde Ayşe Öner ile tanışan anneler, bebekleri büyüse de çok sevdikleri Ayşe Hemşire ile ilişkilerini kesmiyor. "Artık doğurttuğum çocukların doğumuna girmeye başladım," diyen Ayşe Hemşire, ünlü annelerin de tercih ettiği isim.
.
En son sanatçı Gülben Ergen'e doğum koçluğu yapmasıyla gündeme gelen Öner, bebek bakımı ile ilgili hazırladığı kitap için de ünlü kadınlardan destek gördü.
.
"Yıllarca kadınlara normal doğumun ne kadar zor olduğu anlatıldı, kadınlar korkutuldu. Doğuma giden kadına 'Allah kurtarsın,' dendi. Benim yapmaya çalıştığım, ilk önce anneye ne kadar müthiş bir deneyim yaşayacağını anlatmaya çalışmak," diye konuşan Ayşe Hemşire, Hamilelik, Doğum ve Bebek Bakımı kitabıyla da annelere kılavuz olmayı hedefliyor.
.
DOĞRU NEFES ÖNEMLİ.
.
Günümüzde annelerin bebeklerini daha yalnız büyüttüklerine dikkat çeken Ayşe Öner, hazırladığı kitabın annelerin kitabı olmasını umuyor. Öner, doğum öncesi nefes egzersizlerinden doğum esnasında yapılması gerekenlere, yeni doğan bebeğin beslenmesinden yıkanmasına, kardeşlerle ilişkisine ve hatta evde alınacak güvenlik önlemlerine kadar birçok konuda önemli anekdotların yer aldığı kitabının, en az düzenlediği kurslar kadar ilgi göreceğini düşünüyor.
.
"Eskiden büyük ailelerde babaanne, halalar, yengeler, teyzeler elinde büyürdü bebekler. Sürekli kucakta olur, gaz problemini daha az yaşarlardı," diyen Öner, günümüz bebeklerinin sürekli yattıkları için yaşadıkları sindirim problemleri nedeniyle huysuz olabildiklerini söylüyor.
.
Hamilelikleri problemsiz geçen kadınların mutlaka normal doğumu tercih etmesi gerektiğini dile getiren Öner, doğum anının ve hemen sonrasının anne ve bebek için çok özel olduğunu söylüyor.
.
Doğum öncesi kadınların doğru nefes alıp vermeyi öğrenmesinin çok önemli olduğunun altını çizen Ayşe Hemşire, hâlâ görüştüğü annelerin en çok bu konuda kendisine teşekkür ettiğini belirtiyor.
.
ERGEN'LE DOĞUMDA... Gülben Ergen'in de doğum koçluğunu yapan Öner, sanatçının eşi Mustafa Erdoğan'ın da bazı görüşmelere eşiyle birlikte katıldığını söylüyor. Küçük Atlas'ın doğumuyla ilgili olarak konuşan Öner "Gülben Hanım'ın doğumuna yardım etmek için birçok insan hazır bekliyordu. Ben de kendisine doğru nefes alıp vermesi konusunda yardımcı oldum. Ağrıyı hafifletecek masajlar yaptım," diyor. Her doğumda anne ile birlikte olaya kendisini kaptırdığını söyleyen Öner, aynı durumun Ergen'in doğumunda da gerçekleştiğini anlatıyor: "Bir süre sonra ben de Gülben Hanım'la birlikte ıkınmaya başladım. Gülben Hanım yüzüme bakıyor ve gerekli hareketleri birlikte yapıyorduk. Doğumdan sonra bana, 'Vallahi Ayşe Hemşire kendini öyle kaptırmıştın ki sen ıkındıkça ben de ıkındım,' dedi.
"Atlas bebeğin ilk banyosunda da bulunan Öner, Ergen'in çok bilinçli bir anne olduğunu söylüyor.
.
Kitabın egzersiz bölümlerine Mehmet Ali Erbil'in eşi Tuğba Erbil ve oğulları Ali Sadi'nin modellik yaparak destek olduklarını belirten Öner, Ali Sadi'nin çok akıllı bir bebek olduğunu söylüyor. Tuğba Erbil'in hamilelik kurslarına katıldığını anlatan Öner, doğumunu Amerika'da gerçekleştiren Erbil'le doğum sonrasında da irtibatını kesmemiş.
.(Kaynak: arsiv.sabah.com.tr)
.
''Doğuma Hazırlık Kursu'' ve ''Doğum Koçu'' ile ilgili BG & BG icin her hangi bir öneriniz olursa, bu köşede yer vermek isterim. .
.
(foto kaynak: www.1resimler.com, galeri.istanbul.gov.tr, www.resimmax.com, fidanlik.ioi.gov.tr)
.
.
Sevgili BG & BG ANNE ADAYLARI,
En guzel HAMILELER...
.
Bu bolumde; Unlu Fotograf Sanatcisi ZERIN KULTURAL ve HAMILE FOTOGRAFLARI seckileri ile birlikte olacagiz... .
.
Oyuncu LEYLA BILGINEL
Oglu KAYRA 'yi beklerken... (2007)
.


Oyuncu ve Sunucu ACELYA AKKOYUNLU CERGEL ve ENIS CERGEL
Kizlari ALYA DENIZ 'i beklerken... (2009)
.


Detayli Bilgi icin: info@zerinkultural.com
Tel: 0216 651 80 55 - 0532 323 20 15
.
.

Şimdiiii Hamile Hanım...
Bu internet sayfasını sevdiğiniz ve güvendiğiniz arkadaşlarınızın okumasını sağlayınız.
Böylece size sürpriz bir;
DOĞUM ÖNCESİ HOŞGELDİN BEBEK PARTİSİ
BABY SHOWER PARTY
düzenleyecekler.
.
DOĞUM ÖNCESİ HOŞGELDİN BEBEK PARTİSİ - BABY SHOWER
Amerika’da BABY SHOWER adı ile yapılan bu partiyi anne adayının yakın arkadaşları düzenliyor.
Baby Shower amacı; bebeğin temel ihtiyaçlarının doğumdan önce temin edilerek annenin yükünün hafifletilmesidir.
Amerika'da anne adayı, bebeğin tüm ihtiyaçlarını bir liste halinde belirliyor.Ve bu listeyi, önceden anlaştığı bir bebek mağazasına götürüyor. Anne adayının arkadaşları o mağazaya giderek, kendi bütçelerine uygun hediyeyi alıyor ve Baby Shower'da getiriyorlar.
Kısaca bebek hediyelerini, doğumdan sonra değil, doğumdan önce veriyorlar. Böylece anne doğumdan sonra, misafir, hediye veya bebeğin eksikleriyle zaman harcayacağına bebeğiyle ilgileniyor.
Ancak Türkiye'de, ''Doğum Öncesi Hoş geldin Bebek Partisi'' tamamen bir şölene dönüştürülüyor. Maksat amacı aşıyor. Unutulmayacak eğlenceli ve keyifli bir günün sonunda anne ve bebek hediyeye boğuluyorlar.
Uzun lafın kısası; Imkanları ve şartları zorlamadan herkesin keyif alabileceği bir parti hazırlamak en güzeli.
Gelelim Türk usulü Baby Shower yani, ''Doğum Öncesi Hoş geldin Bebek Partisi''ne…
Türkiye'de de, bu sürpriz partiyi anne adayının haberi olmadan, yakın arkadaşı, ablası veya kardeşi hep birlikte düzenliyor. Eğer böyle kişiler yoksa anne adayı kendisi de bebeği için düzenleyebiliyor.
Size şimdiye kadar anlattıklarımı siz zaten biliyordunuz. Hatta anladığım kadarıyla Hamile Hanım, siz kendi ''Doğum Öncesi Hoş geldin Parti''nizi kendiniz organize etmek istiyorsunuz. Ancak bu konuda bazı endişeleriniz var.
Bu konuyu eşinizle konuştuğunuz zaman; Bu partinin Amerika’da belli bir amaçla yapıldığını, Türkiye’de ise sadece bir gösteriş merakından doğduğunu, şu anda ki ekonomik krizde çok gereksiz bir masraf olduğunu, bu parayla muhtaç birine yardım etmenin daha akıllıca ve insani olduğunu söyledi.
(Laf aramızda benim eşim de aynı şeyleri söylemişti.)
Yine bu konuyu anneniz ve kayınvalideniz ile konuştuğunuzda ise;
''Aman kızım, ne olur doğumdan önce yapma böyle organizasyonlar…Yapanı var, yapamayanı var. Özendirme insanları böyle şeylere. Eski köye, yeni adetler getirme. Allah korusun, nazar değecek sonra bir şey olacak. Eğer yaparsan da; evin her yerine nazarlık tak, içinden de devamlı dualar oku...''diyorlar.
(Yazıktır şu iki annelere! Hem sizin üzülmenizi istemiyorlar, bir yandan da nazardan ve olası tehlikelerden korkuyorlar ama endişelerini dile getiremiyorlar.)
Ben anneler için üzülürken, size inanamıyorum ama bu konuyu bir de doktorunuzla mı konuşmayı düşünüyorsunuz?
Aslında haklısınız galiba...Sizin ve bebeğinizin şu anda ki sağlığınızı en yakından takip eden kişi olarak bir fikir verebilir. Eğer bu organizasyonu kendiniz yapacaksanız, hem siz, hem de bebeğinizin sağlığı iyi olmalı…
Ancak doktorunuzla konuşmanızın pek iyi geçmediğini düşünüyorum! Anladığım kadarıyla; doktorunuz bilime inanmasının yanı sıra kadere de inanıyor.( İnançlı ve manevi değerleri öncelikli bir doktor seçmekle iyi etmişsiniz.)
Dolayısıyla kaderini bilemediğiniz bebeğiniz için doğum öncesi parti yapılmasını uygun görmüyor. Ancak çok arzu ediyorsanız ve hevesli iseniz; sizin ve bebeğinizin sağlıklı olduğunuzu, bu organizasyonu yapabileceğinizi söylüyor.
Evet, Hamile Hanım, yakın çevreniz doğum öncesi organizasyonlarda sizi teşvik edecek gibi görünmüyor.
Hani bir atasözü vardır: ''Doğmamış bebeğe don biçilmez'' der eski büyükler.
Aileniz de bu mantık ve inanış içerisindeler herhalde. Aslında çok da haklılar…
Ancak en yeni, en heyecanlı anne adayı da sizsiniz. Ve siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Ne yapmak istiyorsunuz?
Tamam pekala ağzınızdaki kayısıyı bitirene kadar sizi bekliyorum. Ama yediğiniz o kayısılar şimdi bağırsaklarınızı da çalıştırmıştır. En iyisi tuvalet ihtiyacınızı da giderdikten sonra, rahat rahat devam edelim. Bu arada tuvalette bebek dergilerine takılmazsınız umarım...
Evet, yine geldik başlangıç noktasına... Doğum Öncesi Hoş geldin Bebek Partisi (Baby Shower) yapılacak mı, yapılmayacak mı? Eğer yapılmayacaksa siz de tüm enerji ve hevesinizi Hastane odanızı süslemeye saklayabilirsiniz.
Bu arada tekrar hatırlatmaliyim: Zaten BG & BG'de okuduğunuz ve gördüğünüz her organizasyonu gerçekleştirmek istemeyeceksiniz. İçlerinden size, aile yapınıza ve çevrenize en uygun olanları yapacaksınız.
Dolayısıyla yapabildikleriniz ve sahip olduklarınızla mutlu olabilmeniz, henüz karnınızda hiçbir şeyin farkında olmadan huzurla büyüyen bebeğiniz için hediyelerin en güzeli olacaktır.
Sadece şu kadarını söyleyebilirim: ''Doğum Öncesi Hoş geldin Bebek Partisi'' (Baby Shower) için hazırladığınız her şeyi doğumda hastane odası süslemesi ve diğer tüm organizasyonlarda kullanabileceksiniz. Hatta bu arada çevrenize bile kullanmaları için vereceksiniz. Dolayısıyla bu emekleriniz, hazırlık ve masraflarınız bir sefere mahsus olmayacak.
Evet, siz dusunurken ben anlatmaya baslayabilirim:
Pekala,
Doğum Öncesi Bebek Partisi (Baby Shower),
Doğum Hastane Odası Süslemesi
Bebek Mevlidi veya Doğum Sonrası Hoş geldin Bebek Partisi,
Diş Buğdayı,
İlk Adım Töreni organizasyonları için nelerin yapılacağına bir bakalım.
Bundan sonra anlatılacak organizasyonlar sizin arzu, zevk, istek ve ihtiyaçlarınız doğrultusunda yapılacak işlerdir. Size uygun olanları seçer, yapar veya yaptırırsınız. Bu arada BG & BG 'de anlatılan tüm organizasyonları çok güzel hazırlayan şirketler, üretken ve becerikli hanımlar da var, onlara da yaptırabilirsiniz.
SUNAR ORGANiZASYON ( Sunar Ahlatçı 0533 565 70 57 ) ( İstanbul, İzmit ve Adapazarı )
YASEMiN BEBE ( Yasemin Kale Alkiz 0216 574 10 64 ) ( Istanbul, Adapazari )
ÖZLEM BEBE ( Özlem Eğeryılmaz 0216 356 81 23 ) ( İstanbul )
BG & BG 'nin amacı SİZE SAĞLIKLI, OLUMLU ve ÜRETKEN BİR HAMİLELİK DÖNEMİ ÖNERMEKTİR. Ancak yorgun bir hamilelik dönemi önermiyoruz. Tekrar söylemek zorundayım: Yolculuğa birlikte çıktığınız bu kılavuzun her dediğini değil, istediğiniz ve bünyenizin kaldırabildiği organizasyonları yapmalı veya yaptırmalısınız.
Şimdi; BG & BG Doğum Öncesi Hoşgeldin Bebek Partisi (Baby Shower) için neler planlayacak bir bakalım:
1) Her organizasyon için ilk önce bir tarih belirlenir.
2) Davet veya Davetiye
3) Bebek Anı Defteri
4) Bebek Albumü ve Bebek Fotoğraf Çerçevesi
5) Doğum Sertifikası
6) Bebek El ve Ayak İzi Sertifikası
7) ''HOŞGELDİN BEBEK'' Flamaları
8) Balon veya Çiçekleri
9) Kapı – Pencere Tak, Çelenk veya Yastıkları
10) Avize, Şamdan, Mumluk Süslemeleri
11) Masa Örtüsü, Peçetelik Hazırlanması
12) Bebek Sepet veya Şekerlik Hazırlanması
13) Bebek Şeker, Çikolata, Kurabiye, Pasta hazirlanmasi
14) Bebek Mendil Kutusu
15) Bebek Altın Yastığı
16) Nazarlık Yastığı
17) Emzirme Yastığı
18) Hastane Odası Yatak Takımı
19) Bebek Hastane Çıkış Takımı
20) Bebek İlk Battaniye, Pike, Alt Açma Örtüsü
21) Puset, Ana Kucağı Örtüsü (Yatağı)
22) Bebek Sunum Kucağı
23) Bebek Mevlidi Kıyafeti
24) Bebek Baskılı Tişört, Yastık, Havlu, Bebek Baskılı Bardak, Kupa, Amerikan Servis, Mum,
Bebek Baskılı Magnet, Takvim, Puzzle, Oyuncak
Öncelikle elinize bir kağıt, kalem ve takvim alıp masanızın başına geçiniz.
Doğum Öncesi Hoş geldin Bebek Partiniz için bir TARİH belirleyin.
Seçeceğiniz bu tarih; O dönem için anlamlı bir tarih olsun. Tesadüfen sizin veya eşinizin doğum günleriniz veya Evlilik Yıl dönümleriniz denk düşebilir.
Veya uyumlu bir tarih belirleyebilirsiniz: 20 06 2006, 06 06 06 ,
Fenerbahçe taraftarı iseniz; 19 07 2006,
Galatasaray taraftarı iseniz; 19 05 2006,
Beşiktaş taraftarı iseniz; 19 03 2006 tarihleri olabilir.
Tarih belirledikten sonra, DAVET veya DAVETİYE şekli belirlenir.
1) Misafirlerinizi telefonla arayabilir ve Doğum Öncesi Hoş geldin Bebek Partiniz için davet edebilirsiniz.
2) Komşularınızı ve misafirlerinizi kapı ziyareti ile davet edebilirsiniz.
3) Misafirlerinizi kırtasiyeden alabileceğiniz ucuz ama şirin ve sevimli ‘DAVET’ veya ‘PARTİ’ davetiyeleri ile davet edebilirsiniz.
4) Davetiyelerinizi yurtdışına giden bir tanıdığınızda siparişle getirtebilirsiniz. Üzerinde GİRL, BOY, BABY SHOWER yazan şirin davetiyeler ilginizi çekebilir. ( Bu arada bu proje 2005 yılında hazırlanırken, Türkiye'de bu davetiyeler yoktu. Sanıyorum artık büyük kitabevleri ve kırtasiyelere gelmiş.)
5.) Yine yurtdışına giden tanıdıklarınızdan mavi ve pembe resimsiz davetiye ve zarflarını, buna ilave Baby Shower stickerlarını istetebilir, kendi davetiyelerinizi hazırlayabilirsiniz.
6.) Eger farkli bir Baby Shower davetiyesi dusunuyorsaniz;
Herhangi bir matbaaya istediğiniz davetiyeyi bastırabilir, misafirlerinizi davet edebilirsiniz.
Hatta yaptıracağınız davetiye KİTAP AYRACI (BOOKMARKS) formatında olursa, misafirleriniz kitapları arsında kullanabileceklerdir.
7.) Baby Shower organizasyonunuzda hayır işi olsun diyorsanız;
TEGV (Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfının)
TEMA VAKFI http://www.tema.org.tr/
CEKUL (Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı www.cekulvakfi.org.tr
LOSEV (Lösemili Çocuklar Vakfı) http://www.losev.org.tr/
Bu kartlardan begendiklerinizi secer ve Doğum Öncesi Hoş geldin Bebek Partinizde davetiye olarak kullanacak olursanız; Bagis da yapmis olacaksiniz.
Bir düşünün lütfen, yaptırdığınız davetiyelerle kaç çocuk tedavi olacak veya eğitim alacak bu arada siz sevap işleyecek, devamında mutluluk duyacak ve hayır duası alacaksınız.Ancak; ''Bu kartlar partinin amacını asiyor, bebek bekleyen hamile bir anne adayını veya gelmesi heyecanla beklenen bebeği yansıtmıyor'' derseniz, yardım amaçlı bu kartları çocuğunuzun 1 yaş doğum gününde de kullanabilirsiniz.
8.) Simdiye kadar davetiye ile ilgili verilmis olan alternatifler kafanizi karistirdiysa ve bu iş yorucu gelmeye başladıysa; Doğum Öncesi Hoş geldin Bebek Partinizi, profesyonel bir organizasyon şirketine verebilir, siz de heyecanla parti gününün gelmesini beklersiniz.
9.) Amaaaa, bebeğiniz için kendiniz özel el işi bir davetiye yapmak istiyorsanız, hele bir de zevk ve fikir sahibi, yeniliklere açık ve üretkenseniz artık hazırlıklara başlayabiliriz.
Her yenilikte ''GÖKYÜZÜ LİMİT’ ve ‘LİMİT SİZSİNİZ veya LİMİTSİZSİNİZ''
Öncelikle bebek davetiyenizin eski dilde tema ve tarzını, yeni dilde konseptini belirleyelim…
BEBEK denince ilk anda aklınıza neler geliyor, hiç düşündünüz mü? Şu anda bir anne adayı olduğunuz için; muhtemelen gülen surat :) gelecektir. Kendi suratınız tabii ki. Ama ben onu kastetmiyorum. Bebek temalarından bahsediyorum.
Önünüzde hazırlayabileceğiniz her organizasyon için seçebileceğiniz davetiye alternatif ve örneği var. Önemli olan sizin seçeceğiniz tema nedir?
Doğum Öncesi Hoşgeldin Bebek Partisi Davetiyeleri (Baby Shower Invitations or Baby Shower Announcements Cards )
Doğum Öncesi Hoş geldin Bebek Partisi Teşekkür Kartları (Baby Shower Thank You Cards),
Bebek Doğum Müjdesi Kartları (Bebek Doğum Duyuru Kartları) (Birth Announcements Card),
Bebek Doğum Teşekkür Kartları (Birth Announcements Thank You Cards),
Doğum Mevlidi Davetiyeler (Baptism ),
Diş Buğdayı Töreni Davetiyeleri
İlk Adım Töreni Davetiyeleri,
1 Yaş Doğumgünü Davetiyeleri,
1 Yas Dogumgunu Tesekkur Kartlari
Şimdi, sıra bebeğinizin davetiyesi için seçeceğiniz temaya geldi. Aşağıdaki alternatiflere bakın, siz içlerinden birini seçersiniz. Ancak bu arada ufak bir alışveriş zamanı…
EL İŞİ DAVETİYELERİ için;
1) Tuhafiye, Manifaturacı, Masrafçı, Semt Pazarı veya Tahtakale’den; Dar (7 mm) organze ve saten ve dantel kurdele ve aksesuarlar (mavi ve pembe) alınız.
2) Kırtasiyeden:
Erkek bebek için; Süt mavisi karton, beyaz tırtıklı karton
Kız bebek için; Toz pembe karton, zarf (…cm) makas, kağıt yapıştırıcısı, kurşun kalem, silgi, kalıp çıkarmak için ince beyaz dosya kağıdı veya mulaj kağıdı, nazar boncuklu sticker alınız.
3) Aşağıda kalıbını gördüğünüz PUSET veya ÖNLÜK modelinin üzerine, ince beyaz dosya kağıdınızı veya mulaj kağıdınızı yerleştirin.Ve kurşun kaleminizle üzerinden geçiniz. Şimdi de makasınızla kalıbı kesiniz. Kestiğiniz kalıbı kartonun üzerine koyarak çiziniz. Bir kartondan takribi 10 adet önlük,10 adet bebek puseti çıkacaktır.
Bebek Puseti için; Her evde bulunabilecek yuvarlak tabak veya şekerlikten yola çıktım.
Tesadüfen evimdeki çapı 17 cm. olan yuvarlak şekerliğin şeklini beyaz bir kağıda çizdim. Oluşan daire şeklin ¼ oranındaki dilimini keserek çıkardım. Şekerliğin 7 cm çapındaki ayağını oluşan yeni şeklin alt iki tarafına ortalayarak çizdim.
Böylece tekerlekleri ilave etmiş oldum. Evimde bulunan 5 cm. çapındaki likör bardaklarını da tekerleklerin üzerine çizdim.
Ve işte size pratik bir bebek puseti…
Yukarida gördüğünüz ''40 GÜNLÜK Bebek Puseti'', yine aşağıda gördüğünüz pembe renkli ZEYNEP ECE 'nin ve mavi renkli Hakan Emre 'nin Baby Shower Davetiyeleri bu teknikle yapılmıştır.
Bebek önlüğü için ise; Yine evimde bulunan 12 cm. eninde ve 16 cm. boyunda oval salata tabağını beyaz bir dosya kağıdına çizdim. Ovalin dar kısmından 7 cm. çapında fincan çizerek boyun kısmı için kestim. Oluşan kalıpla pembe kartonları kestim.
Eğer, bebek önlüğünüzün daha tombul olmasını istiyorsanız; Yine yuvarlak bir tabak işinizi görecektir.
Kısaca, bebek önlüğünüzün boyutunu ayarlamak tamamen sizin zevkinize kalmış. Ancak hazırladığınız önlük davetiyeleri koyacağınız zarfın boyutu da önemlidir. Dolayısıyla önlüğün boyutları piyasadaki mevcut zarflara uymalıdır. (Bizim projemiz için uygun zarf boyutu 18 cm.– 18 cm. dir.
Yukarıda ve aşağıda gördüğünüz BABY SHOWER Davetiyeleri, SUNAR ORGANIZASYON
tarafından aynı teknikle yapılmıştır.
4) Şimdi de, bilgisayarda iyiyseniz kendiniz veya bilgisayarda iyi olan bir arkadaşınız veya Cemil Ozalit, Seda Ozalit gibi büyük fotokopicilere aşağıda örnekteki metin yazısını beyaz bir kağıda yazdırın.
Yazılar; bebeğiniz erkek ise mavi, kız ise pembe olsun.
Bu arada davetiye üzerine yazacağımız metin alternatiflerine bakalım.
Davetiye yazı metninde ilk önce misafirinizin adı yazılacağı için
‘Sevgili …………’ ile başlanır.
‘Sevgili’den sonrası boş bırakılıp daha sonra süslü bir kalemle misafirlerinizin ad ve soyadları yazılır.Yazı metnini kendiniz belirleyebilir veya aşağıdaki örnekleri kullanabilirsiniz.Partiniz gündüz ve hanımlarla birlikte olacağı için davetiyede bebeğinizin babasının adını kullanmıyoruz.
ÖRNEK:
Sevgili
''Ayça'nın Hoşgeldin Partisi''
bekliyoruz.
HİLAL & AYŞE LAL
Yer:
Tarih: 14.01.2005
Saat: 14:00
Sevgili YASEMİN ŞİRİN
''Ayca'nin Hosgeldin Partisi''ne bekliyoruz.
HİLAL & AYŞE LAL
Yer:
Tarih: 14.01.2005
Saat: 14:00
Eğer davetiye örneğinizi fotokopicide çoğalttıktan sonra, misafir ad ve soyadlarını yazmakla uğraşmak istemiyorsanız; Aşağıdaki örnek gibi yapabilirsiniz.
HAKAN EMRE
annem ve benim için
düzenlenen sürpriz parti
bizim evin bahçesinde
19 05 2006 Cuma
saat 14:00 de
yapılıyor bekliyoruz
Şimdi, fotokopicide çoğalttığınız davetiye metin yazılarını aşağıdaki şekil gibi cep şeklinde kesiniz.
Yazılar cebin içerisine girecek şekilde olsun.
Evet, kız için hazırladığınız yazıyı cep şeklinde kestikten sonra, önlük şeklinde kesilmiş pembe kartonlarınızın ortalarına yapıştırın. Sanki cepli bir önlük havasına gelsin. Almış olduğunuz eni 1 cm. dar beyaz dantel kurdeleyi önlüğün tüm kenarından geçecek şekilde yapıştırın. Boyun kısmı boş kalsın. Cep havasını verdiğiniz davet yazısının olduğu oval kağıdın üzerindeki düz kısmın hemen üzerinden de aynı dantel kurdeleden geçirin. Önlüğün boyun kısmının iki yanından, 8 cm. boyunda kesilmiş eni 7 mm. dar beyaz saten kurdeleleri arkadan yapıştırın.
İşte şimdi aşağıda resimde gördüğünüz şık ve şirin önlüğünüz hazırlandı bile.
Davetli misafir sayınız kadar yapabilirsiniz herhalde değil mi?
Evet, sırada oğlunuzun arabası var. Hayır,oğlunuza hediye bir araba almadım. Ama onun için arabalı bir davetiye hazırlayabiliriz. Bu arada araba dediysem de; Bebek pusetinden bahsediyorum.
Mavi kartondan kestiğiniz bebek pusetlerini, kare beyaz tırtıklı kartonlara yerleştiriniz. Davetiye yazınızı da, pusetinizin yatak kısmına sıkıştırdığınızda şık ve şirin davetiyeniz hazır oldu bile…Davetli sayınız kadarını artık zevkle yaparsınız…
Evet,yukarıda resimlerde bitmiş davetiyeleri gördükten sonra,sırada 'Bebek Dogum Tahmin Karti' var.
Adı kart olarak geçen bu basit ve ucuz kağıt parçaları fotokopicide veya bilgisayarda hazırlanarak çoğaltılıyor.
Doğum Öncesi Hoş geldin Bebek Partisi (Baby Shower) günü misafirlere dağıtılarak doldurmaları isteniyor. Misafirlerden doğum ile ilgili tahmin yapmaları isteniyor.
Doğumdan sonra gerçeğe en yakın tahmini kim yapmışsa anne o kişiye sembolik bir hediye alıyor.
Haydi şimdi de 'Bebek Doğum Tahmin Kartı' hazırlayalım:
BEBEK DOĞUM TAHMİN KARTI
Bilgisayarda aşağıda gördüğünüz metin yazısını kendi bebeğinizin ismini belirterek yazınız.
AYÇA Bebek
Doğum Tahmin Kartı
Doğum Günü :
Boy :
Kilo :
Göz rengi :
Saç rengi :
Misafirin Önerdiği İsimler :
Ailenin Düşündüğü İsimler :
KUZEY Bebek
Doğum Tahmin Karti
Doğum Günü:
Boy:
Kilo:
Göz rengi:
Saç rengi:
Misafirin Önerdiği İsimler:
Ailenin Önerdiği İsimler:
Hazırladığınız yazılar renkli olsun istiyorsanız; Fotokopi kağıdınız beyaz olmalı.
Hazırladığınız yazılar siyah olursa; Fotokopicinizden yazınızı renkli fotokopi kağıdına basıp, çoğaltmasını söyleyin.
Yazınızı erkek bebek için açık mavi, kız bebek için toz pembe kağıda basıp çoğaltsın.
Hazırladığınız yazının boyutu çerçevesiyle birlikte 9 cm.-13 cm. civarı olursa, bir adet A 4 fotokopi kağıdından
4 adet Bebek Tahmin Kartı çıkacaktır.
Misafir adetinize göre çoğaltırsınız. Eğer bilgisayarda iyi olan bir arkadaşınız varsa; hazırlanan yazıları bir sembol içine yerleştirebilir.
Örneğin kız bebeğin yazılarını çiçek, erkek bebeğin yazılarını ayı içine yerleştirebilir.
Bebek puseti, tulum, body, biberon, vb, olabilir.
Aşağıdaki örnekleri kendiniz fikir katıp çoğaltabilirsiniz.
Bebek Tahmin Kartlarını hazırladıktan sonra sırada 'Bebek Ani Defteri' var.
Anı Defteri geleneği Amerika’da yapılan organizasyonların en önemli parçası olarak görülmesine rağmen Türkiye'de henüz çok yeni.
İlerde bebeğiniz için çok güzel anılar kapsayacak olan bu defteri hazırlayabilir veya satın alabilirsiniz.
Bebek Anı Defterini önce Doğum Öncesi Hoş geldin Bebek Partinize (Baby Shower) gelen davetlilere, sonra Hastanede Doğuma gelen ziyaretçilere, daha sonra evinize bebeğinizi ziyarete gelen eş, dost ve akrabalarınıza ve en son _eğer yapacaksanız_ Bebek Mevlidi misafirlerinize yazdırabilirsiniz.
DOĞUM ÖNCESİ BEBEK ANI DEFTERİ
Önce kırtasiyeden yumuşak deri kaplı, düz çizgisiz harita metod defter alınız. ( Modelist Defteri )
Defter kapağının kalın, yumuşak ve desensiz olmasına dikkat ediniz. Size ''Şeref Defteri'' önerirlerse, ''Modelist Defteri''nin hem fiyat hem de sayfa sayısı olarak iki katıdır.
Şimdi yine, defterinizi şık, sevimli ve konsepte uygun kaplamak için zevkli ve keyifli bir alışveriş zamanı…
Ancak öncesinde defter kapağını nasıl kaplamaya karar verdiğimizi düşünelim:
Bebeğiniz kız ise;
1) Defter kapağını, odasına seçtiğiniz perde kumaşından veya yaptırdığınız tekstil ürünlerinin kumaşından kaplayabilirsiniz.
2) Defter kapağını, açık pembe koton, pötikare kumaş ile kaplayabilirsiniz.
3) Defter kapağını, açık pembe koton,üzerine ay ve yıldız baskılı kumaş ile kaplayabilirsiniz.
4) Defter kapağını, açık pembe koton, kalp baskılı kumaş ile kaplayabilirsiniz.
5) Defter kapağını pembe koton, çiçek baskılı kumaş ile kaplayabilirsiniz.
6) Defter kapağını, moda çizgi film kahramanı figürlü kumaşla kaplayabilirsiniz.
7)Defter kapağını, açık pembe koton, hayvan figürleri baskılı kumaş ile kaplayabilirsiniz.
8) Defter kapağını, önce açık pembe saten kumaş ile kaplayabilir, isterseniz daha sonra üzerini açık pembe kristal tül ile kaplayabilirsiniz.
9) Defter kapağını, önce açık pembe kağıt tela ile kaplayabilir, daha sonra üzerini açık pembe tülgrek ile kaplayabilirsiniz.
Defter kapağını hangi kumaş ile kaplamaya karar verirseniz, aksesuar ve süslemeleri de ona göre yapacağız.







